boş

Görüntülenen kategori ‘Politika’

CHP neden geri adım attı?

Seçimlerin ardından Türkiye’nin gündemine oturan yemin krizi CHP tabanını rahatsız etti. Her 3 CHP’li seçmenden birinin bu duruma karşı olduğu ortaya çıktı. BDP tabanı ise yüzde 87 gibi yüksek bir oranda boykotu destekledi.

İKSara’nın 5-12 Temmuz 2011 tarihleri arasında 2058 kişi üzerinde yaptığı kamuoyu araştırması son günlerde gündemi belirleyen pek çok konuya ilişkin çarpıcı veriler sunuyor. Akşam gazetesinde yayınlanan ve hata payı ±2.2% olarak belirtilen ankete göre, AKP ve BDP seçmenleri 12 Haziran seçim sonuçlarından memnun.

Boykot krizinin ardından seçmene ‘Bu pazar bir genel seçim olsa, oyunuzu hangi partiye verirdiniz?’ sorusu yöneltildi. Buna, ‘AKP’ yanıtını verenlerin oranı yüzde 52 olurken, yüzde 25.7 ‘CHP’, yüzde 12.4 ‘MHP’ yüzde 6.9 ‘BDP’, yanıtını verdi. Buna göre, AKP seçim sonrasındaki süreçte oylarını artırmış ve yüzde 50′yi aşmış görünüyor. İKSara, ‘söz konusu artışın önemli bir oranının baraj altında kalan partilerin oy oranlarının erimesinden kaynaklandığı’ değerlendirmesini yapıyor.

AKP VE BDP’LİLER MEMNUN
Seçmenlere ‘Bu seçimde oy verdiğiniz partinin başarılı olduğunu düşünüyor musunuz?’ sorusu da yöneltildi. Buna göre, AKP seçmeninin yüzde 95′i, CHP’nin yüzde 44′ü, MHP’nin yüzde 29′u, BDP tabanının yüzde 92′si kendi partisini başarılı buluyor. Bu soruya ‘başarısız’ yanıtı verenlerin oranı AKP seçmeninde yüzde 4, CHP’de yüzde 34, MHP’de yüzde 34, BDP’de yüzde 6 oldu. Buna göre, AKP ve BDP seçmeninin ezici bir çoğunluğu partisinin başarılı olduğunu düşünürken, her 3 CHP’liden birisi partinin başarısız olduğunu düşünüyor. MHP’li seçmenlerin çoğunluğu ise partilerinin ‘ne başarılı ne de başarısız’ olduğunu düşünüyor. CHP’LİLERİN YÜZDE 34’Ü BOYKOTU DESTEKLEMİYORDU
Ankette CHP’li seçmenlere ‘CHP’nin yemin etmeden Meclis’teki çalışmalara katılma kararını destekliyor musunuz?’ sorusu da yöneltildi. Bu soruya CHP’li seçmenlerin yüzde 57′si ‘Evet, destekliyorum’, yüzde 34′ü ‘Hayır desteklemiyorum’, yüzde 9′u ise ‘Kararsızım’ yanıtını verdi. Kararsız seçmenler dağıtıldığında bu oran yüzde 62 ‘Evet, destekliyorum’ ve yüzde 38 ‘Hayır, desteklemiyorum’ şeklinde oldu. Bu veriler, CHP seçmeninin büyük bir kısmının kendi milletvekillerinin yemin etmeden Meclis’teki çalışmalara katılmasına destek verdiğini, Devamını Oku… »

Başbakan’dan ilk yorum

“FB taraftarı yargıya intikal etmiş konuları olgunlukla karşılamalı”.

Başbakan Erdoğan, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın tutuklanması kararıyla ilgili olarak; “FB taraftarları yargıya intikal etmiş konuları olgunlukla karşılamalı. Tutuklama kararına üst mahkemelerde itiraz yolu var.” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın tutuklanması ile ilgili olarak yaptığı açıklamada yargıya intikal etmiş bir konu hakkında yorum yapmasının doğru olmadığını belirterek, “Burada aslolan şey, gerçek kişilerle tüzel kişiler noktasındaki değerlendirmelerdir. Bunun hassasiyeti bana göre çok daha büyük önem arz eder diye düşünüyorum. Fenerbahçe taraftarlarının bu tür yargıya intikal etmiş kararları olgunlukla karşılamaları, Fenerbahçe camiasına da yakışan bir tavır olmalıdır. Ben de bir Fenerbahçeliyim. Ama bunu olgunlukla karşılamamız lazım. Çünkü yargı böyle bir karar veriyor” diye konuştu. Devamını Oku… »

CHP iki hafta sonra yemin ediyor

AK Parti ve CHP heyetleri, yemin krizinin çözümü için hazırlanan mutabakat metni üzerinde uzlaştı. Genel Kurul’a “Egenemenlik Milletindir” kokartıyla gelen CHP’liler, yemin etmeye başladı.

Meclis’teki yemin boykotunun çözümü için AK Parti ve CHP uzlaştı.

Görüşmeye AK Parti’den Grup Başkanvekilleri Nurettin Canikli ve Ahmet Aydın ile Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek, CHP’den Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın katıldı.

Görüşme sonrasında AK Parti ve CHP heyetleri mutabakat hazırladı. Ortak metin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun onayını aldı.

Başbakan Tayyip Erodoğan’ın AK Parti’yle yaptığı toplantı sonrasında AK Parti ve CHP üyeleri yeniden biraraya geldi. Toplantıda 1.5 sayfalık bir metin üzerinde mutabakat sağlandı.

Yeni Anayasa vurgusu yapılan metinde şu ifadelere yer verildi:

“Siyaset kurumu için sorunların gündeme getirileceği, tartışılacağı, değerlendirileceği ve çözüm bulunacağı yegane ortam TBMM’dir. Siyasi partiler sorunların çözümü için TBMM zemininde olmalıdır.

TBMM’nin açılışından bugüne kadar yasama faaliyetine katılmamış olan milletvekillerinin Meclis çalışmalarına iştirak etmelerini ve katkı sağlamalarını arzu ediyoruz.

Yasalar özgürlükleri genişletici şekilde yorumlanmalıdır.”

Krizin sona ermesiyle ilgili CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Milli iradeye duyduğumuz saygının gereği yerine getirildi” diye konuştu.

Konuyla ilgili gazetecilere açıklamada bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Hayırlı oldu, güzel oldu. Zaten beklentimiz de buydu biliyorsunuz, bunun hep açıklamasını yaptık. ‘Çözüm yeri TBMM’dir’ dedik. Demek ki aklı selim ile hareket edilirse herşey olur” diye konuştu.

Erdoğan, BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ”Ötekileştirildik, bu sürecin dışında tutulduk” şeklindeki sözleriyle ilgili olarak şunları söyedi:

”Kimsenin ötekileştirildiği yok. Onların da yeri burasıdır. Bana göre gecikmeden onlar da kararlarını verip… Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara, demokratik parlamenter sistemin merkezi de TBMM’dir. Onların da geleceği yer burasıdır. Bunun dışında yapılanların hepsi, aslında temsil ettikleri milletvekilliği sıfatı ile uyumlu değildir. İnanıyorum ki onlar da en kısa zamanda gelip, burada yeminlerini yapacaklardır.”

CHP KOKARTLA GELDİ
CHP’li milletvekilleri Genel Kurul’a “Egemenlik Milletindir” kokartıyla girdi.

CHP’li gruptan ilk yemini Adana Milletvekili Ali Demirçalı yaptı. CHP’liler sırayla gelerek şu sıralarda yemin ediyor.

Genel Kurul’da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümet progamıyla ilgili söz alacak.

Bakanlar Kurulu Açıklandı

Başbakan Erdoğan yeni kabine listesini açıkladı. Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül liste dışı kaldı.Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek TBMM Başkanı olduğu, Devlet Bakanı Kavaf aday gösterilmediği için liste dışı kaldı. Böylece bir önceki Bakanlar Kurulu’nda 4 isim değişmiş oldu.

Liste dışı kalanlar içinde en dikkat çeken isim Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu oldu. Çubukçu İstanbul’dan birinci sıra milletvekili seçilerek Meclis’e gelmişti. Çubukçu yerine eski Başbakanlık müsteşarı ve son dönem hükümette Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yapan Ömer Dinçer getirildi.

Uzun yıllardır Milli Savunma Bakanlığı yapan Vecdi Gönül de kabine dışı kaldı. Gönül’ün yerine İsmet Yılmaz getirildi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

BAŞBAKAN YARDIMCILARI

Bülent Arınç
Ali Babacan
Beşir Atalay
Bekir Bozdağ

BAKANLAR

Sadullah Ergin Adalet Bakanı
Fatma Şahin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı
Egemen Bağış AB Bakanı
Nihat Ergün Bilim Sanayi Teknoloji Bakanı
Faruk Çelik Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Erdoğan Bayraktar Çevre ve Şehircilik Bakanı
Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı
Zafer Çağlayan Ekonomi Bakanı
Taner Yıldız Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Suat Kılıç Gençlik ve Spor Bakanı
Mehmet Mehdi Eker Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı
Hayati Yazıcı Gümrük ve Ticaret Bakanı
İdris Naim Şahin İçişleri Bakanı
Cevdet  Yılmaz Kalkınma Bakanı
Ertuğrul Günay Kültür Bakanı
Mehmet Şimşek Maliye Bakanı
Ömer Dinçer Milli Eğitim Bakanı
İsmet Yılmaz Milli Savunma Bakanı
Veysel Eroğlu Orman ve Su İşleri Bakanı
Recep Akdağ Sağlık Bakanı
Binali Yıldırım Ulaştırma Bakanı

İster gelin ister gelmeyin

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendisinden adım atmasını isteyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na net yanıt verdi.

Meclis’in çalışmasına mani bir durumun olmadığını belirten Erdoğan, “İster gelsinler ister gelmesinler. Kılavuzu yanlış. Komisyonlar da, Başkanlık Divanı da bal gibi çalışır. Türkiye muz cumhuriyeti değildir” dedi. Dün partisinin ilk grup toplantısını yapan Erdoğan, özetle şunları söyledi:

Tasvip etmiyoruz

Milli irade üzerinde vesayeti kabul etmiyoruz. Meclis’i boykot ederek, Meclis’in meşruiyetini tartışmaya açarak ulaşılabilecek bir hedef olmadığını biliyoruz. Yargının kararlarından dolayı, doğrudan Ak Parti’yi, hükümeti itham edenler, eski alışkanlıkları nüksedenlerdir. CHP kendisine yeni sıfatı yakıştırdı, ama eski kafayla devam ediyor. Onların zamanında, onların döneminde, yargı, yasamadan veya yürütmeden talimatlar almış olabilir. Ama Ak Parti hükümetleri döneminde yargı, hiç kimseden emir ve talimat almaz.

Talimat mı vereyim?

Başbakan bu işi çözsün diyenlere sesleniyorum. Başbakan ne yapacak? Hâkimleri, mahkemeleri arayıp, talimat mı verecek? Başka iktidarlar döneminde bunlar yaşanmış olabilir. Ama bizim dönemimizde bunlar yaşanmaz ve yaşanmayacak. Yargı kararlarından dolayı TBMM’ye gelmeyenler, gelip de yemin etmeyenler, yasama-yürütme-yargı güçlerinin ayrımını hala kabullenemeyenlerdir.

Saygı duymalılar

Hiç kimsenin hukuku da kanunları da hiçe sayma, yok sayma, Devamını Oku… »

‘Gerekirse 4 yıl sürer’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ‘Yemin krizi nasıl çözülecek?’ sorusuna ”Çok kararlıyız gerekirse 4 yıl sürer… Gül’e kararlılığımızı aktardım. Beni anladığını sanıyorum” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı ile Başbakan uzun bir görüşme yapmıştı. Hükümeti kurma görevinin Erdoğan’a verildiği Köşk buluşması, planlanandan çok daha uzun sürmüştü. ArdındanAnkara hareketlenmişti. Derken Gül devreye girmiş, Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve BDP’lileri Köşk’e çağırmıştı. Bahçeli dışındakiler ‘evet’ demişlerdi. Dün, Cumhurbaşkanı Gül ve CHPlideri Kılıçdaroğlu bir araya geldi.

 

Kılıçdaroğlu bu görüşmenin ardından yemin krizine bakış açısını Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’ya anlattı:

-  Tutum değişikliğine mi gittiniz, seçimden önce Balbay ve Haberal’ın serbest bırakılmaması ihtimalleri sorulduğunda boykottan bahsetmemiştiniz?

Hayır, hiç tutum değişikliğim olmadı. Seçimden önce de tartıştık. Tutukluydular, seçildiklerinde serbest bırakılmaları gerekiyordu ama yine de bu ihtimali düşündük. Çünkü yargının baskı altında olduğunu, siyasallaştığını biliyorduk. Buna rağmen, seçilmiş vekilleri içeride tutmaya devam edemeyeceklerine inandık.

 

- Parti içi baskı ile mi bu eyleme giriştiniz?

Hayır hiç ilgisi yok. Onu bazı yandaş medya öyle yazdı çizdi. Hatta Devamını Oku… »

İşte CHP’nin çözüm formülü!

CHP, tek yemin eden vekili Oktay Ekşi aracılığıyla tutuklu vekillerin tahliyesi için TBMM’ye kanun teklifi verecek.

CHP dün yaptığı kritik MYK toplantısında, Ergenekon’dan yargılanan İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’a “Silivri’den tahliye yolu açılıncaya kadar yemin etmeme” kararı aldı. CHP bu kararının arkasında durdu ama tutuklu milletvekillerinin tahliyesini sağlayacak kanun teklifini de hazırladı. Kanun teklifiniTBMM’ye yemin eden tek CHP’li vekil Oktay Ekşisunacak.

CMK 100. MADDEYE EKLEME YAPILACAK
Teklif, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) tutukluluğu düzenleyen 100. maddesine, “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali hariç, yasama görevini yerine getiren milletvekilleri, kesin hükmün infazı dışında yakalanamaz ve tutuklanamaz” ibaresinin eklenmesini öneriyor. Teklifin yasalaşması halinde Balbay ve Haberal’ın yanı sıra BDP destekli bağımsızlarla MHP’li Engin Alan da salıverilecek.

CHP kesin çözüm için sonraki süreçte Anayasa’nın 83’üncü maddesinde de değişiklik yapılmasını istiyor. Madde “Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14’üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” hükmünü içeriyor.CHP ayrıca terör suçlarında tutukluluk süresinin 10 yıldan 3 yıla indirilmesini de öneriyor.

TEKLİF BUGÜN AK PARTİ’YE SUNULACAK
Teklif bugün, CHP’nin kapısını çalacak AK Parti heyetine de sunulacak. Kılıçdaroğlu, teklifle ilgili olarak, “Arkadaşlara talimat verdim. Sayın Oktay Ekşi bir kanun teklifi verecek. Parlamento zemininde çözüme en yakın olan parti biziz. Çözümü isteyen parti de biziz. Çözümü reddeden, çözüme yanaşmayan parti de AKP” diye konuştu.

Meclis tarihinde ilk boykot

Hatip Dicle’nin milletvekilliğinin düşmesinin ardından Meclis tarihinde ilk kez bir yemin boykotu yaşanacak. Ancak Meclis İçtüzüğü böyle bir duruma hazırlıklı değil.

Mahkumiyet kararının ardından YSK’nın milletvekilliğini kabul etmediği Hatip Dicle olayını protesto için BDP’nin desteklediği bağımsızlar Meclis’e gitmeme kararı aldı.

Bu karar Meclis’te kaos ortamı yaratacak. Çünkü TBMM ilk kez “Yemin boykotuna” sahne olacak.

Anayasa’da milletvekillerinin and içerek göreve başlayacakları hükmü yer alıyor.  Boykot durumunda ise nasıl bir yaptırım uygulanacağı konusunda açıklık bulunmuyor.  Yemin etmeyen milletvekili fiilen bu sıfatı kazanamayacak ve maaş, diplomatik pasaport gibi özlük haklarını da alamayacak.

Yemin etmeyen ve TBMM’ye gelmeyen milletvekillerinin akıbeti ile bu tavrın siyasi sonuçları ise yeni seçilecek  Meclis Başkanı ve TBMM Başkanlık Divanı’nın kararına bağlı olacak.

Açık hüküm olmaması nedeniyle, süreç Divan’ın çizeceği yol haritasına bağlı olacak.  Bağımsızlar yemin etmemeleri nedeniyle  BDP’ye katılıp grup da oluşturamayacak. Komisyon çalışmalarına katılamayacak.

 

 

Yeterli imza çıkmaz

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, toplumun ve CHP tabanının kurultay talebi olmadığını belirterek, “Arkadaşların bu yönde irade koymalarına da saygı duyacağız. İmzaları toplamaya başlamışlar, görelim bakalım ne yapacaklar. Ancak görünüyor ki, başarılı olamayacaklar” dedi.

Kılıçdaroğlu, MYK toplantısında da sürecin dikkatli izlenmesini istedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında dün toplanan MYK’dan olası olağanüstü kurultayla ilgili olarak, “Muhalifler 48 saat içinde gerekli imzaları toplayamayacaklarını görürler. Bu noktada çok da dikkate alınması gereken bir süreç değil” değerlendirmesi çıktı. Kılıçdaroğlu özetle, “Toplumun ve CHP tabanının büyük bir kesiminin kurultay gibi bir talebi yok. Ancak arkadaşların bu yönde bir irade ortaya koymalarına da saygı duyacağız. İmzaları toplamaya başlamışlar, görelim bakalım ne yapacaklar. Ancak görünüyor ki, başarılı olamayacaklar” dedi. Kılıçdaroğlu, kurmaylarına süreci sakin bir şekilde izlemeleri uyarısında bulundu.

Değişim mesajı

İl başkanlarıyla, kurultay delegelerinin büyük bir çoğunluğundan “Yönetime destek” mesajları alan Kılıçdaroğlu, 15 günlük imza toplama sürecinin tamamlanmasının ardından MYK’da değişimin yaşama geçirileceği mesajı verdi. İmza toplama sürecinde yönetimi değiştirmeme seçeneğine yakın duran Kılıçdaroğlu, partinin kurumsal kimliğine yönelik açıklamalarda bulunan isimlerin de disipline verileceği uyarısını yeniledi. Kılıçdaroğlu, toplantı sonrasında ise bazı genel başkan yardımcılarını basına yansıyan açıklamaları nedeniyle uyardı.

Batum: Tedirgin edici

CHP Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum da, gazetecilerin sorusu üzerine kurultay tartışmalarıyla ilgili şöyle konuştu: “Her seçimden sonra bir tartışma varmış gibi bir görünümün ortaya çıkması, sürekli kurultaylar partisi görünümünün ortaya çıkması beni de tedirgin ediyor. İnsanların CHP’den beklentisi şu; ‘Yarı yolda patinaj yapmayın, bizim beklentilerimiz var.’ Bu beklentilere cevap verecek bir CHPistenirken, bizim ‘Yüzde 30’duk, bundan düştük’ gibi sanal tartışmalarla zaman kaybetmemiz doğru olmaz.”

TSK’nın el koyacağını tahmin etmeliydiler

Hürriyet, darbe soruşturması kapsamında 31 yıl sonra ifadesine başvurulan Kenan Evren’in ifadelerine ulaştıç.

Darbe soruşturması kapsamında rahatsız olduğu için 6 Haziran’da evinde soruşturma savcısı Hüseyin Görüşen’e, avukatları Ömer Nihat Özgün ve Haydar Kanıcıoğlu eşliğinde ifade veren Kenan Evren’e yöneltilen sorular ve yanıtları özetle şöyle:

Soru: 12 Eylül 1980 tarihinde, yürürlükte olan 1961 Anayasası ve kanunlara göre herhangi bir yetkiniz olmamasına rağmen, daha önce yapmış olduğunuz gizli plan çerçevesinde, TSK’nın komuta kademesinde yer alan diğer kuvvet komutanları ve diğer askeri erkânla birlikte, anayasa ve kanunlara aykırı olarak, yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nın 146 ve 147. maddelerini ihlal ederek, Türkiye Cumhuriyeti halkının vergileriyle alınan ve ülke savunması için emanetinize tevdi olunan silahları kullanarak meşru bir yetkiye dayanmadan fiilen oluşturulan Milli Güvenlik Konseyi Başkanı olarak askeri darbe yapıp ülke yönetimine el koyduğunuz, yayınlamış olduğunuz 1 Numaralı Bildiri ve takip eden süreçte almış olduğunuz kararlarla Anayasa’ya göre oluşmuş TBMM’yi ve hükümeti feshederek ortadan kaldırdığınız anlaşılmıştır. Bakanlar Kurulu’nu ortadan kaldırmak ve vazifesini yapmasına güç kullanarak engel olmak eylemleri suç olarak düzenlenmiştir. Bu hususlarda ne diyorsunuz?
12 Eylül 1980 tarihi öncesi Türkiye’nin ne halde olduğunu detaylı olarak anlatmaya gerek yoktur. Ülkenin o zamanki durumu herkes tarafından bilinmektedir. Özellikle sağ-sol kavgaları yoğunlaşmış, banka soygunları artmış, polis ikiye bölünmüş, görev yapamaz hale gelmiştir. Kahramanmaraş olaylarında 102, Çorum olaylarında 80’e yakın vatandaşımız terör olayları nedeniyle can vermiştir. Türkiye sathında her gün 10-15 vatandaşımız terör olaylarında hayatını kaybeder hale gelmiştir. İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesi TSK’ya cumhuriyeti koruma ve kollama görevi vermektedir. 12 Eylül öncesi bu terör olayları Devamını Oku… »

Dokunulmaz değiller

Seçim sonrasında gözler, cezaevindeyken seçilen 9 milletvekiline ve mahkemelere çevrildi.

Ergenekon davasından tutuklu olan CHP milletvekilleri Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ile Balyoz davasından tutuklu MHP milletvekili Engin Alan ile bağımsız seçilen KCK sanıkları Hatip Dicle, Faysal Sarıyıldız, İbrahim Ayhan, Kemal Aktaş, Selma Irmak ve Gülseren Yıldırım’ın TBMM’deki yemin törenine katılıp katılmayacakları merakla bekleniyor. Siyasi tarihte cezaevinden Meclis’e 2 milletvekili geldi. 22 Temmuz 2007’de İstanbul’dan bağımsız seçilen Sebahat Tuncel, ertesi gün tahliye oldu. Mahkeme, Tuncel’i serbest bırakma kararında ağırlıkla “dosyadaki delil durumu ve tutuklu kaldığı süreyi” dikkate aldı.

9 tutuklu vekilin durumuna benzer bir olayı 1957’de eski Cumhuriyetçi Millet Partisi Genel Başkanı Osman Bölükbaşı yaşadı. Milletvekiliyken TBMM kürsüsünden yaptığı konuşmada, “hükümetin manevi şahsiyetine hakaret ettiği” gerekçesiyle yargılanan Bölükbaşı, şimdi müzeye dönüştürülen Ulucanlar Cezaevi’ne konuldu. Ekim 1957’de, cezaevindeyken yeniden seçilen Bölükbaşı, hemen tahliye edilmedi. Milletvekilleri Meclis’te yemin ederken radyodan duyan Bölükbaşı’nın koğuşta diğer mahkûmların önünde pijamalı halde esas duruşa geçip ant içmesi siyasi tarihte ilginç bir anekdot oldu. Mahkeme, seçimden 1 ay sonra 29 Kasım 1957’de Bölükbaşı’nı serbest bıraktı. Mevzuata göre milletvekili yemin etmeden özlük haklarına kavuşamıyor ve TBMM üyelik haklarını kullanamıyor. And içme törenine gelemeyen milletvekillerinin katıldıkları ilk oturumda yemin etmesi gerekiyor.  

Seçilen 9 milletvekili tahliye olsalar da şu anda yargılandıkları suçlamalarda dokunulmazlık kazanmayacak. Anayasa’nın 83’üncü maddesine göre, seçimden önce soruşturmasına başlanan Anayasal düzen ve devlet bütünlüğü aleyhine suçlarda dokunulmazlık kuralı işlemiyor. Terör örgütü üyeliğinden yargılanan milletvekillerinin davaları devam edecek.

Tekin ve Cihaner’in durumu farklı

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in resmi evrakta sahtecilik suçlamasıyla 2,5 yıl hapis cezası aldığı Yargıtay’daki dosyası ise devlet bütünlüğüyle ilgili olmadığından askıya alınacak. CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in “görevi kötüye kullanma, imar kirliliği” gerekçesiyle yargılandığı dava dururken, Ergenekon’la ilgili yargılaması sürecek.

72 eski vekile yargı yolu

DOKUNULMAZLIK zırhları kalkan 72 eski milletvekili için de dün itibariyle yargı yolu açıldı. TBMM Genel Sekreterliği, yüzlerce dosyayı Başbakanlık aracılığıyla mahkemelere iletmek üzere tasnif etti. Ak Parti’den 41, CHP’den 16, MHP’den 7 ve BDP’den 8 eski vekile mahkeme yolu göründü. AK Partili Dengir Mir Mehmet Fırat, Kemal Unakıtan, Cemal Kaya, Osman Pepe, CHP’li Mehmet Sevigen, Önder Sav, Kemal Anadol yargılaması yapılacaklar arasında bulunuyor.

Baykal’dan Kılıçdaroğlu’na taklit göndermesi.

Milliyet Deniz Baykal’ın sözlerini manşete çıkaramadı…

12 Haziran seçimlerinde CHP’nin sandıkta aldığı sonuç sonrası parti içinde homurdanmalar başladı.. Hatta Kılıçdaroğlu istifa etsin diyenler bile oldu.. Yeni CHP – eski CHP arasındaki ayrılık gün yüzüne çıktı.. Gözler eski genel başkan Deniz Baykal’ın üzerindeydi.. Ne söyleyeceği merakla bekleniyordu..

MİLLİYET’İN MANŞETE ÇIKARAMADIĞI SÖZLER

Baykal’ın seçim sonuçları açıklanır açıklanmaz yakın çevresine konuyla ilgili yaptığı açıklamayı bugün Fikret Bila köşesinde yazdı.. ”Taklit aslını güçlendirdi” diyen Baykal’ın değerlendirmesinde Kılıçdaroğlu’na göndermeler vardı. Milliyet gazetesi Fikret Bila’nın haberini manşetten verdi. Ancak Baykal’ın Kılıçdaroğlu’yla ilgili değerlendirmelerine anasayfada yer almadı.. Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan’ın “Kemal Bey’in kapısını çalacağım” sözlerine cevabı Milliyet’in manşetinde yer aldı.

Milliyet gazetesinden Fikret Bila’nın köşesinde yer verdiği konu ile ilgili olarak şu ifadeler Devamını Oku… »

Siyasal parti

Siyasal parti, bir siyasal sistemde iktidar yetkilerini kullanan ya da iktidarı ele geçir- mek, paylaşmak ve etkilemek amacıyla belli bir program çerçevesinde bir araya, gelen kişilerin oluşturduğu siyasal örgüt, iktidar hedefine ulaşmanın yolu kural olarak seçimlerdir. Ama şiddet ve devrim yoluyla iktidara gelmeyi amaçlayan partiler de olmuştur. Bu açıdan devrimci yöntemlere bağlı ve çoğunlukla gizli çalışan bu tür örgütler de parti tanımına girer. Modern anlamda partilerin doğuşu, temsili demokratik sistemin ve oy hakkının genişlediği 19. yüzyıl Avrupa’sına ve ABD’ye özgü bir olaydır. Aristokratik ve monarşik rejimlerin yerini seçime dayalı temsili demokrasilerin alması, siyasal hayatta etkin olan seçkinlerin de değişmesini getirdi. Sanayi Devrimi’nin ve temsili demokrasinin seçkinleri artık tüccarlar, bankerler, işadamları ve sanayicilerdi. Büyük toprak sahipleri ise özellikle kırsal kesimde etkindiler. Başlangıçta toprak sahiplerine ve burjuva seçkinlerine dayanan gevşek örgütlü muhafazakâr ve liberal partilere, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra emekçileri temsil eden ve örgütleyen partiler katıldı. Temsili liberal demokrasinin beşiğinde doğmuş olan partilerin, 20. yüzyılda totaliter diktatörlüklerin de dayanağı olabilecekleri görüldü. Faşist ve komünist ülkelerde bu ve benzeri adlan taşıyan partiler yönetimi uzun süre ellerinde tuttular. Tek parti sistemi ve tek parti gibi organizmalar bu rejimlerde otoriter yönetimlerin esas aracı oldu. Gene bu yüzyılda partiler bütün dünyada yaygınlaştı ve çeşitlendi. Bölgeci partiler (ispanya), dinsel azınlıkların (İngiltere’de Müslümanlar) kurdukları partiler, Yeşil hareketin, hatta alkol karşıtlarının partileşmesi bu renkliliğin göstergeleridir. 20. yüzyılda partileşme olayı başka anlam ve işlevler de kazandı; bazı Afrika ülkelerinde etnik ve kabilesel temellere otururken, bazı Asya ülkelerinde din ve mezhep farklılıklarının damgasını taşıdı. Bağımsızlıklarını kazanan ülkelerin Devamını Oku… »

Oligarşi

Oligarşi siyasi gücün, birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim, aristokrasinin daralmış biçimi. Az ve belirli sayıda kişinin, bir ülkenin veya kuruluşun idaresini ellerinde bulundurup, hakimiyet kurmaları. Gerçek iktidarın birkaç kişinin, bir grubun, birkaç ailenin veya bir sınıfın elinde bulunduğu idare tarzıdır. Olumsuz anlam ifade etmekte olup, sosyal ve siyasi hakların sınırlandırıldığı, kamu gücünün belli bir azınlık lehine adaletsizce kullanıldığı idareler oligarşik idarelerdir. 

Aristo,  Yunanca kaynaklı bu kelimeyi, iyi insanlardan müteşekkil belli bir zümre idaresi için değil, kötü kişilerin zulüm ve haksız idaresi için kullanmıştır. Çünkü  Aristokrasi’de, bütün aristokrat kişilerin yani, imtiyazlı, soylu sınıfın kurduğu bir nevi iktidar grubu veya partisi mevcuttur. Oligarşide ise birkaç aristokrat aile bütün yetkileri eline almaktadır. Geniş bir iktidar grubu veya partisi yoktur. Oligarşi, aristokrat idârenin daraltılmış şeklidir.

İktidarın az sayıda ve belli kimseler tarafından kullanıldığı bütün idareler için oligarşi mevzubahis değildir. Müesseselerde, mahdut bir grubun veya bu gruptan bâzı kimselerin idâreci olması zarûrîdir. Bu durum iş bölümü, otorite ve onun kademeleşmesi demek olan hiyerarşi münâsebetlerinin bir neticesidir. Oligarşide esas olan, soru sorma, tenkit etme, hızlı kontrol ve hesap verme müessesesinin Devamını Oku… »

İttihat ve Terakki Cemiyeti

İttihat ve Terakki Cemiyeti, Osmanlı Devleti’nde  1908 yılında  Meşrutiyet’in İlanını sağlayan siyasi dernek (parti). İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin temeli,  1893 yılında İstanbul’da Askerî Tıbbiye’de atıldı. Kurucuları Dr. İshak Sukûtî, Dr. Abdullah Cevdet, İbrahim Temo ve Şerafettin Mağdumî’dir. Cemiyetin amacı istibdada karşı direnmek, Meşrutiyet yönetiminin yeniden yürürlüğe girmesini, özgürlüğe, eşitliğe, mal ve can güvenliğine yer veren bir yönetimin kurul masını sağlamaktı.

Cemiyet, kısa zamanda gelişti, İstanbul’da birçok semtte gizli komiteler kuruldu. Kahire’de ve Paris’te dernek adına yayımlara girişildi. Bunun üzerine  II. Abdülhamit yönetimi,  İstanbul’da sıkı araştırmalara girişti.  1897′de cemiyet üyelerinin çoğu ele geçirilerek bir kısmı hapsedildi, bir kısmı sürgün edildi. Ama devrim düşüncesi yok edilemedi.

İttihat ve Terakki’nin amaçlan özellikle Rumeli’de subaylar, askerî öğrenciler ve memurlar arasında yaygınlaştı.  Selanik, cemiyetin merkezi haline geldi.  Atatürk ve  İsmet İnönü de cemiyete üyeydiler.Padişah, devrim çalışmalarını bastırmak için Rumeli’ye yüksek yöneticiler gönderdi. Bunlardan Şemsi Paşa  Edirne’de ittihatçılar tarafından vuruldu. Müşir Osman Paşa dağa kaldırıldı. Binbaşı Enver Bey ile kolağası Niyazi Bey ayaklanıp dağa çıktılar. Bunun üzerine padişah  24 Temmuz  1908′de Kanunu Esasi’yi (Anayasa) yeniden yürürlüğe koymak zorunda kaldı ( İkinci Meşrutiyet, 1908).Meşrutiyet’in ilânından sonra ülkede parti kavgaları başgösterdi. İttihat ve Terakki’ye karşı gerici 31 Mart Ayaklanması oldu (1909). Rumeli’den gelen Hareket Ordusu ayaklanmayı Devamını Oku… »

Liste

1923′den Günümüze  Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri

  • 60-  Erdoğan Hükümeti 
  • 59-  Erdoğan Hükümeti 
  • 58-  Abdullah Gül Hükümeti 
  • 57-  VI. Ecevit Hükümeti 
  • 56-  V. Ecevit Hükümeti 
  • 55-  III. Yılmaz Hükümeti 
  • 54-  Erbakan Hükümeti 
  • 53- II. Yılmaz Hükümeti 
  • 52-  III. Çiller Hükümeti 
  • 51-  II. Çiller Hükümeti 
  • 50-  I. Çiller Hükümeti 
  • 49-  VII. Demirel Hükümeti 
  • 48-  I. Yılmaz Hükümeti 
  • 47- Akbulut Hükümeti 
  • 46-  II. Özal Hükümeti 
  • 45- I. Özal Hükümeti 
  • 44- Ulusu Hükümeti 
  • 43-  VI. Demirel Hükümeti 
  • 42-  III. Ecevit Hükümeti 
  • 41-  V. Demirel Hükümeti 
  • 40-  II. Ecevit Hükümeti 
  • 39- IV. Demirel Hükümeti 
  • 38-  Irmak Hükümeti 
  • 37-  I. Ecevit Hükümeti 
  • 36-  Talu Hükümeti 
  • 35-  Melen Hükümeti 
  • 34-  II. Erim Hükümeti 
  • 33- I. Erim Hükümeti 
  • 32-  III. Demirel Hükümeti 
  • 31-  II. Demirel Hükümeti 
  • 30-  I. Demirel Hükümeti 
  • 29-  Ürgüplü Hükümeti 
  • 28-  X. İnönü Hükümeti 
  • 27- IX. İnönü Hükümeti 
  • 26- VIII. İnönü Hükümeti 
  • 25- II. Gürsel Hükümeti 
  • 24- I. Gürsel Hükümeti 
  • 23- V. Menderes Hükümeti 
  • 22- IV. Menderes Hükümeti 
  • 21- III. Menderes Hükümeti 
  • 20- II. Menderes Hükümeti 
  • 19- I. Menderes Hükümeti 
  • 18- Günaltay Hükümeti 
  • 17- II. Saka Hükümeti 
  • 16- I. Saka Hükümeti 
  • 15- Peker Hükümeti 
  • 14- II. Saraçoğlu Hükümeti 
  • 13- I. Saraçoğlu Hükümeti 
  • 12- II. Saydam Hükümeti 
  • 11- I. Saydam Hükümeti 
  • 10- II. Bayar Hükümeti 
  • 9- I. Bayar Hükümeti 
  • 8- VII. İnönü Hükümeti 
  • 7- VI. İnönü Hükümeti 
  • 6- V. İnönü Hükümeti 
  • 5- IV. İnönü Hükümeti 
  • 4- III. İnönü Hükümeti 
  • 3- Okyar Hükümeti 
  • 2- II. İnönü Hükümeti 
  • 1- I. İnönü Hükümeti

İrtica

İrtica, kelime anlamı itibariyle “Gericilik, geriye dönme, her türlü yeniliğe karşı çıkarak eskiyi muhafaza etme” gibi manalara gelmektedir. Bu konuda sözlüklerde bu ve benzeri çeşitli tanımlara raslamak mümkündür. Ancak buna rağmen bu tanımın kapsamına giren şahıs ve kitleleri belirlerken güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

İrtica bu sebeple de dünyada ve Türkiye’de, genelde gerici, mürteci, fundamentalist, kökten dinci ya da radikal gibi sıfatlarla tanımlanan şahıs ve grupları tesbit noktasında farklı anlayış ve yorumlar bulunmaktadır.

Genel kanaate göre; devletin temel nizamlarını, dini esaslara uydurmak amacıyla faaliyet gösteren ve bu doğrultuda her ne surette olursa olsun cebir ve şiddet kullananları terörist olarak vasıflandırsak dahi, bu çerçevede bile çoğu zaman, bu amacı güden gruplarla, sadece dini ibadetleri yerine getiren vatandaşlarımız birbirinden ayırmak oldukça güçtür.

İrticai faaliyet ise; dini olguları kullanarak insanların inançlarını istismar edip, devletin anayasal düzenini değiştirmek amacını güden her türlü şiddet ve propagandif eylemlerdir.

Din ve İrtica

1. Din, en bilinen anlamıyla, “Halık-ı Zülcelalin, insanlar arasından Devamını Oku… »

Demokrat Parti

Demokrat Parti, çok sayıda siyasi partinin adı olarak kullanılmıştır:

  • Demokrat Parti, 1946 yılında kurulan ve 1960 yılında kapatılan Türk siyasi partisi.

     

  • Demokrat Parti, 1992 yılında kurulan ve 2005 yılında 

     Anavatan Partisi’ne katılan siyasi parti.

     

  • Demokrat Parti, 2007 yılında DYP’nin ismini ve logosunu değiştirerek kurduğu Türk siyasi partisi.2009 yılında 
    Anavatan Partisi bu partiye katılmıştır.

  • Demokrat Parti, 
     

  • KKTC’deki bir siyasi parti. 
  •  Demokrat Parti, ABD’deki iki büyük siyasi partiden biri.

     

  • Demokrat Parti, 

     

    Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki bir siyasi parti.

    İlk Demokrat Parti

     

    1945′de Büyük millet Meclisinde belirmeğe başlayan muhalefet, zamanla Mecliste kuvvetli bir grup kurmayı başardı. Özellikle Toprak Kanununun görüşülmesi sırasında, iktidarı şiddetle eleştiren muhalifler Halk Partisinden çekilmeğe karar verdiler ve istifa ettiler.

    Demokrat Partinin Kuruluşu:

    Halk Partisinden istifa eden Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü aralarında anlaşarak 7 Ocak 1946′da Demokrat Parti adıyla yeni bir parti kurdular. Demokrat Parti, az zamanda faaliyet alanını genişleterek, kuvvetli bir muhalefet partisi haline geldi. 15 Ekim 1951′de toplanan Üçüncü Büyük Kongrede tüzük ve programını yeniden saptadı.

    Demokrat Partinin Programı:

    Demokrat Parti, programının birinci maddesinde kuruluş amacını şöyle belirtmekte idi: “Siyasi hayatımızın, birbirine karşılıklı saygı gösteren partilerle idaresi lüzumuna inanan Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyetinde demokrasinin geniş ve ileri bir anlayışla gerçekleşmesine ve umumi siyasetin demokratik bir görüş ve zihniyetle yürütülmesine hizmet maksadıyla kurulmuştur”.

    İlgili başlıklar

  •  

    Celal Bayar

  •  
     

    Adnan Menderes

  •  

    27 Mayıs Darbesi

  • Birleşmiş Milletler

    Birleşmiş Milletler(kısacaBM,) 24 Ekim 1945′te kurulmuş dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak için kurulan uluslararası bir örgüttür. Birleşmiş Milletler kendini “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği uluslararasında tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş global bir kuruluş” olarak tanımlamaktadır. Uluslararası İlişkilerde, kuvvet kullanılmasını ilk olarak evrensel düzeyde yasaklayan ilk antlaşma BM Sözleşmesi’dir.

    Örgütün, kurulduğu yıllarda 51 olan üye sayısı şu an itibariyle üyeliği kaldırılan  Vatikan ve değiştirilen  Çin Halk Cumhuriyeti son katılan üye  Karadağ dahil 192′ye ulaşmıştır.  Türkiyekurucu üyeler arasında yer almaktadır. Örgütün yönetimi New York’ta bulunan genel merkezinden yürütülür ve üye ülkelerle her yıl düzenli olarak yapılan toplantılar yine bu genel merkezde gerçekleştirilir.

    Birleşmiş Milletler’in kuruluşu ve süreç

    Dünya ülkeleri arasında barış ve işbirliği sağlamak amacıyla daha önce Devamını Oku… »

    Cumhuriyet Halk Partisi

    Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından 9 Eylül 1923′de kuruldu. Kurtuluş Savaşı’nı örgütleyen ve yürüten “Anadolu ve Rumeli Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti’nin” devamı olan partinin başlangıçtaki adı “Halk Fırkası”ydı.1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında da “Cumhuriyet Halk Partisi” oldu. Cumhuriyetçilik,Halkçılık, Milliyetçilik,  Laiklik, Devletçilik ve  Devrimcilikilkelerini ifade eden altı ok partinin simgesini oluşturdu..CHP, 12 Eylül  1980 darbesinden sonra diğer siyasi partilerle birlikte kapatıldı (15 Eylül 1981). Yeniden çok partili yaşama geçilmesinden yaklaşık 9 yıl sonra, 9 Eylül  1992′de yeniden açıldı.CHP’nin kapatıldığı dönemde, CHP geleneğinden gelen üç siyasal parti kuruldu; Halkçı Parti (HP), Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) ve Demokratik Sol Parti (DSP). HP ve SODEP, 1985 yılında birleşerek SHP adını ald
    CHP’nin yeniden açılmasından sonra 1995 yılında iki parti (SHP-CHP), CHP çatısı altında bütünleşti. CHP, 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimlerde % 11 oy oranı ile 49 milletvekili çıkardı.

    GENEL BAŞKANLAR

    CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 11 Ağustos 1923′de Devamını Oku… »

    ID:- 1359Blog Adı:- Günlük Süt
    Pagerank:- N/A Çiftliğimden Süt %100 Doğal %100 Katkısız Günlük Sütünüz… çocuk ve kadın ... Çocuğunuza güvenle içirebileceğiniz katkısız doğal günlük süt. sütlaç uzun ömürlü sütlere göre tadı daha güzel olan süt. bunun piyasasına ilk olarak  süt hakimmiş fakat möö süt kutu süt satmaya başlayınca işleri daha  iyi olduğunu gördük. GÜNLÜK SÜTÜN ÖZELLİKLERİ. “Taze” sütler modern çiftliklerden toplanır. Her Sabah Özenle Sağılan İnek ve Keçilerimizin Taze Doğal Sütleri Evinize Teslim Katkısız ve doğal çiğ süt kapınıza kadar geliyor. %100 katkısız, doğal ve günlük çiğ sütü kapınıza getiriyoruz. Sütlerimizi kargo ile değil, soğutuculu dağıtım
    Açıklama:- Günlük Doğal Çiftlik Sütü Evinize teslim. Samsun 'da kapınıza teslim. Kapıya teslimat taze köy sütü için bizi arayın. Alosüt hattı:0533 593 1615. Arayın çiftlikten sofranıza taze yoğurt tereyağ süt gelsin. Kategori:- çelik kasaYemek Ekleyen:- osman
    Ekleme Tarihi:- December 07, 2016 11:28:58 AM Hitleri:- 0 RSS:- http://www.moosut.com/feed/ Gönderileri: süt yoğurt - blog linkleri - kasa