boş

Görüntülenen kategori ‘Uzay Bilimleri’

Satürn’ün halkasında esrarengiz cisimler

Bilim insanları, Satürn’ün halkalarından birine zarar veren, esrarengiz cisimler keşfetti.

Satün’ün “F halkası”nda tespit edilen cisim, NASA’nın Cassini uzay aracı tarafından çekilen fotoğrafta ortaya çıktı. Uzay aracının çektiği fotoğraflarda, Satürn’ün en dıştaki halkası olan F halkası üzerinde ilerleyen, yaklaşık bir kilometre uzunluğunda cisimler görüldü.

F halkasında gezinen gök cisimlerinin, hareketleri esnasında buz parçacıklarını da hareketlendirdikler ve tıpkı jetlerin gökyüzünde arkalarında bıraktığına benzeyen bir iz ortaya çıkardıkları fark edildi. Gök bilimciler, F halkasındaki serseri cisimlerin geride bıraktığı izleri “mini jetler” olarak adlandırdı.

Londra’nın Queen Mary Üniversitesi’nde gök bilimci olan ve Cassini görüntüleme ekibinde yer alan Carl Murray, Space.com’a, “Bence F Satürn’ün en tuhaf halkası. Son tespitler bu halkanın sanıldığından çok daha hareketli olduğunu gösteriyor… F halkası bir kilometreden, 150 kilometrelik Prometheus uydusuna kadar birçok gök cisminin yer aldığı bir yer. Bu cisimlerin her biri görülmeye değer bir görüntü ortaya çıkarıyor” dedi.

NÖBETÇİ UYDULAR
F halkası, Satürn’ün iki uydusu, Prometheus ve Pandora’nın gözetimi altında. Bu iki uydu, halkanın içinde ve dışında kıvrılarak hareket ediyor. Bazı zamanlarda, iki uydu F halkasını düzensizleştiriyor ve ortaya “kar topları ve kanallar” çıkıyor. Bilim insanları, buz parçalarından oluşan bu kar tanelerinin, uzun süre hayatta kalmayı başararak F halkası üzerindek kayan cisimler haline geldiğini düşünüyor

.

F halkası, Satürn’den 140 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Halkanın üzerinde gezinen cisimlerin, saatte yaklaşık 6.4 kilometre hızla halkayla çarpıştığı tespit edildi. Bu düşük hıza rağmen, çarpışmaların ardından geride 40 ila 180 kilometre uzunluğunda izler kalıyor.

Cassini

görüntüleme ekibinden bir diğer isim Nick Attree, “F halkasının çevresi yaklaşık 550 bin kilometre. Mini jetler halkaya kıyasla çok ufak kaldığı için tespitleri çok zor oluyor… Cassi’nin çektiği 20 bin fotoğrafı inceledik ve Devamını Oku… »

Yılın ilk ‘yıldız yağmuru’ bugün

Çoban takımyıldızından gelen Quadrantid meteor yağmurunda saatte 120 adet “yıldız kaymasının” görülmesi ve yıldız yağmurunun 3 gece sürmesi bekleniyor.

ANKARA – Kuzey yarımkürede izlenecek meteor yağmuru kuzeydoğudan akacak ve 23:00′dan sabaha kadar izlenebilecek. 2012 yılında toplam 18 meteor yağmuru gözlemlenebilecek.

Ortalama olarak saatte 50 ila 200 civarında yüksek yoğunluğu olan Quadrantid göktaşı yağmuru, 28 Aralık-7 Ocak tarihleri arasında gözlemlenebiliyor. Devamını Oku… »

İçimizdeki uzaylı

Yeni bir ankete göre sanılandan çok daha fazla sayıda insan, uzaylıların Dünya’da bizimle birlikte yaşadığına inanıyor.

Çok uzun zamandır insanların merakını cezbetmeyi başaran uzaylılar sadece bilim kurgu hikayelerinin parçası değil. Tahmin ettiğinizden çok daha fazla insan uzayda bizim dışımızda akıllı canlılar olduğuna inanıyor. Hatta bazıları uzaylıların hiç de uzakta olmadıklarını, yanımızda yani Dünya’da yaşadıklarına inanıyor.

Araştırma firması Ipsos’un yaptığı ankete göre her 5 kişiden biri uzaylıların dünyada gizlenmiş veya şekil değiştirmiş olarak yaşadıklarına inanıyor. Erkeklerin kadınlara göre bu düşünceye daha çok inandıkları görülüyor. Araştırmaya göre ankete katılan erkeklerin yüzde %22′si uzaylıların Dünya’da olduklarını söylerken, kadınlar da bu oran yüzde 17.

Dünya’daki uzaylılar fikrine gençler daha yakın görünüyor. 35 yaş altı katılımcıların yüzde 25′i bu fikre inandığını belirtirken, 35 – 54 yaş arasındaki katılımcılarda oran yüzde 16′ya düşüyor. 55 yaş üzerindekilerin Dünya’daki uzaylılara inanların oranı ise sadece yüzde 11.Ülkelere göre bakıldığında bu fikre en çok sahip çıkanlar Hintliler. Hintlerin yüzde 45′i uzaylıların aramızda olduğunu düşünüyor. Ardından yüzde 42 ile Çinliler, yüzde 29 ile Japonlar ve yüzde 25 ile Güney Koreliler yer alıyor. Avrupa’da İtalyanların yüzde 25′inin bu fikre yakın olduğu görülürken ABD’de ise oran yüzde 24.

Güneşten elektrik üretmeye hazırız.

EPDK, beklenen düzenlemeyi sonuçlandırdı.EPDK, 600 megavatlık (mw) güneş enerjisi elektrik üretim santrallarına yönelik yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından merakla beklenen düzenlemeyi sonuçlandırdı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), önceki gün yaptığı toplantıda, güneşten elektrik üretmek için lisans başvurularının nasıl yapılacağına yönelik

düzenleme yaptı. Buna göre güneş enerjisine dayalı her bir üretim tesisi için yapılacak yatırım başvurusunun kurulu gücü 50 mw’yi geçemeyecek ve başvurular en yakın trafo merkezine yapılacak. Bundan sonraki süreç ise şöyle işleyecek; TEİAŞ ve Enerji Bakanlığı güneş enerjisi santrallarının bağlanacağı trafo merkezleri ile kapasiteleri ilan edecek. Bu arada EPDK tarafından yayımlanacak Ölçüm Tebliği çerçevesinde, yatırım yapmayı planlayan özel şirketler, açıklanan trafo merkezlerinin kapasitelerini de dikkate alarak ilgilendikleri bölgelere yönelik belli bir süre güneş ölçümleri yaparak sonuçları ile birlikte EPDK’ya başvuracak. EPDK rüzgar başvurularında olduğu gibi lisans başvurular için belli bir gün ilan edecek. Aynı bölgeye birden fazla şirketin başvurması halinde TEİAŞ tarafından yarışma yapılacak. Yarışmada ise 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda belirlenen alım fiyatı üzerinden en fazla indirim vermeyi taahhüt eden bağlantı hakkını kazanacak. Böylece özel sektörün başvurular bağlantı görüşleri ölçüm ve yarışma sonuçlarına göre sonuçlandırılacak.

AR-GE’CİLERE RÜZGAR KOLAYLIĞI
Kurul aynı düzenleme kapsamında özellikle bir yandan kampüslerinde kendi elektriklerini üretirken, bir yandan araştırma geliştirme faaliyeti göstermek isteyen kurumlara yönelik kolaylık sağladı. Buna göre, ”Kanunla kurulmuş araştırma ile yüksek öğretim kurumlarının, bilimsel araştırma geliştirme ve eğitim faaliyetleri kapsamında aynı dağıtım bölgesinde olmak, kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve azami 10 mw kurulu gücü geçmemek kaydıyla yerleşkelerinde nükleer, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisi kurmak amacıyla uhdelerindeki anonim ya da limited şirketleri vasıtasıyla yapacakları lisans başvurularında” kolaylık sağlandı. EPDK Başkanı Hasan Köktaş, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde yaptıkları ve önümüzdeki günlerde yürürlüğe girecek yeni düzenlemelerin ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Devamını Oku… »

NASA alarmda!

Korkutan cismi yakından takip ediyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Atlantis uzay mekiği ile kenetli Uluslararası Uzay İstasyonu’na (UUİ) tehlikeli bir şekilde yaklaşan bir cismi yakından takip ediyor.

NASA’dan bazı uzmanlara göre, kullanılmayan bir Rus uydusuna ait olan bu başıboş cisim, yarın yapılması öngörülen uzay yürüyüşünün tam ortasında en yakından UUİ’ye yaklaşacak.

Uçuş idare ekibinin lideri LeRoy Cain, bu başıboş uzay hurdasının boyutunun bilinmediğini belirterek, cismin tehlikeye yaratmayacak bir mesafede yaklaşmasını umduklarını, ancak henüz bunu bilmediklerini söyledi.

Cismin tehlike yaratması durumunda Atlantis motorlarını ateşleyerek kenetli olduğu uzay istasyonuyla cisimden uzaklaşacak.

İki haftadan kısa bir süre önce de bir uzay hurdasının tehlikeli şekilde yaklaşması yüzünden UUİ mürettebatı sığınağa geçmişlerdi.

Güneş Sistemi bilinenden farklı oluşmuş

NASA astronomları, Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin ayrı ayrı oluştuğuna ilişkin bulgular elde etti.

ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) Güneş Sistemi’nin nasıl oluştuğunu araştırmak üzere uzaya fırlattığı ve topladığı parçacıklarla 2004’te Dünya’ya dönen Genesis uzay aracının sağladığı bulgular, Güneş ile Güneş Sistemi’nin gezegenlerinin birbirinden ayrı oluştuğu ihtimalini ortaya çıkardı.

Bulgular, Dünya’nın da dahil olduğu iç gezegenlerin nasıl oluştuğuna dair teorileri alt üst edebilecek nitelikte. NASA’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Güneş Sistemi’nde oldukça yaygın olan Oksijen ve Nitrojen elementlerinin Güneş ile gezegenlerdeki yapılarının farklı olduğunun anlaşılması, bu olasılığı akla getirdi.

Bu yapısal farklılık, çok küçük olmasına karşın, Güneş Sistemi’nin nasıl bir evrim sonucunda oluştuğuna dair yeni sorular ortaya çıkardı.

Genesis araştırmacılarından Kevin McKeegan, çekirdeğinde 16 nötronun bulunduğu Oksijen 16 atomunun (O-16) Dünya, Ay ve Mars’ta, Güneş’e göre daha az konsantrasyona sahip olduğunu belirterek, “İddia şu ki, bizler (Dünya), Güneş’i yaratan solar nebula (bulutsu) tarafından oluşturulmadık” dedi. Daha önce geçerli kabul edilen teoriye göre bir gaz bulutu olan nebulanın evrimi sonucunda, merkezde güneş ve bu güneşin çevresinde de yine aynı buluttan gezegenler oluşuyor.

Atom yapısına göre dünyada üç tür Oksijen atomu bulunuyor. Bunlardan ilki O-16, diğer ikisi ise O-17 ve O-18 Oksijen izotopları. Güneş Sistemi’ndeki Oksijen atomlarının neredeyse yüzde 100’ü Devamını Oku… »

En uzak parlak gök cismi görüntülendi.

Avrupalı gökbilimciler, Büyük Patlama (Big Bang)’dan sadece 770 milyon yıl sonra oluşmuş bir quasar (yıldızımsı gök cismi) görüntüledi.

Eşsiz bir parlaklığa sahip olan nesne, kütlesiGüneş’in 2 milyar katından fazla olan bir karadelik tarafından güç alıyor. Avrupa Güney Yarımküre Astronomik Araştırmalar Organizasyonu (ESO)’na ait olan Şili’deki VLT teleskopunun tespit ettiği quasar, şu ana kadar evrende keşfedilen en eski ve enparlak nesne. Bilim dergisi Nature’da dün yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, ‘ULAS J1120+0641’ adı verilen quasar dünyaya öyle uzak ki, ışığı bize ancak 12.9 milyar yıl sonra ulaşabildi. ESO’dan araştırma lideri Stephen Warren, “Bu gök cismi, evrenin hayati bir noktası. Bu, Büyük Patlama’dan milyonlarca yıl sonra süper kütleli karadeliklerin nasıl büyüdüklerini anlamamıza yardım edecek çok nadir bir nesne” açıklamasını yaptı. Bilim adamı Bram Venemans da, “Bu cismi bulmak 5 yılımızı aldı. Bize, evrenin tarihinde 100 milyon yıllık bir pencereyi keşfetmenin eşsiz bir fırsatını veriyor” dedi. Gizemleri tam anlamıyla çözülememiş olan quasar’lar, evrenin uzak köşelerinde akıl almaz bir enerjiyle parlayan gökadalar olarak da biliniyor. Daha önce, bugüne kadar gözlenen en eski quasar’ın varlığı, evrenin oluşumundan 870 milyon yıl sonrasına ait olarak tespit edilmişti.

Onlarla karşılaşmamıza çok az kaldı

Rusya’nın en önde gelen gökbilimcilerinden Andrey Finkelstein, dün yaptığı açıklamada, “insanlığın önümüzdeki 20 yıl içinde dünya dışından uygarlıklarla karşılaşacağını umduğunu” söyledi

Rusya Bilim Akademisi Uygulamalı Astronomi Enstitüsü Başkanı Andrey
Finkelstein, “Hayatın ortaya çıkması, atomların bir araya gelmesi kadar kaçınılmaz… Diğer gezegenlerde yaşam var ve 20 yıl içinde başka gezegenlerdeki hayatı keşfedeceğiz” dedi.

Dünya dışı yaşamın araştırılmasını konu alan uluslararası bir forumda konuşan Finkelstein, “Samanyolu Galaksisi’nde bir yıldızın (güneşin) yörüngesinde bulunan gezegenlerin yüzde 10’unun Dünya’ya benzerlik gösterdiğine” dikkat çekti.

Rus gökbilimci, “bu gezegenlerde su bulunması halinde hayatın da olabileceğini, hatta insanlar gibi iki kola, iki bacağa ve bir kafaya sahip uzaylıların var olabileceğini” ifade etti. Gazeteport’ta yer alan habere göre; Finkelstein, “Derilerinin renkleri bizimkinden farklı olabilir. Ama insanların bile derilerinin renkleri birbirlerinden farklı” dedi.

UZAYA MESAJ GÖNDERİYORLAR

Finkelstein’ın başında olduğu enstitü, 1960’larda başlatılan ve uzaydaki radyo sinyallerinin tespit edilmesini ve uzaya radyo sinyalleri gönderilmesini öngören bir program yürütüyor. Rus gökbilimci, “Dünya dışı yaşam aradığımız zaman boyunca, genel olarak uzaydan mesaj gelmesini bekledik ama tersini düşünmedik” ifadesini kullandı.

ABD Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), Mart ayında Dünya’ya düşmüş olan fosillerin içinde uzaylı bakterilerin olduğunu öne sürmüştü.

Yüzyılın tutulması

2011 yılının ilk Ay tutulması dün yaşandı. Türkiye saati ile 20.24’te Ay’ın Dünya’nın yarı gölge konisi içine girmesiyle başlayan tutulma 02.00’de sona erdi.

Tam tutulma 22.22 ile 00.02 arasında, 1 saat 40 dakika sürdü. Uzmanlar bu kadar uzun süreli Ay tutulmasının en son Temmuz 2000’de yaşandığını söyledi. Türkiye’den de izlenebilen tutulmanın yüz yılın en net tutulması olduğu açıklandı.

İstanbul’da tutulma hava koşullarının çok elverişli olamaması nedeniyle, tutulmadaki gümüşten turuncuya, ardından da kırmızıya dönen ayın rengi sırasıyla tam olarak görülemedi. Buna rağmen Ay tutulması izleyenlere görsel bir şölen sundu.

Ay tutulması Bodrum’da havanın bulutlu ve puslu olmasına rağmen kısmen de olsa izlenebildi. Ay tutulmasını ilçede bulunan yerli ve yabancı turistler Bodrum Kalesi ve Kumbahçe sahilinden ilgi ile izledi.

Dünyanın güneş ışınlarının erişmesini engellediği bölgeye ayın girmesi sonucu oluşan tam Ay tutulmasında Ay, karanlık bölgede ilerledikçe, rengi gümüşten turuncuya, ardından da kırmızıya döndü. Malatya’da tam bu sırada elektriklerin kesilmesi ve  her yerin karanlığa bürünmesi kısa süreli paniğe neden oldu.

AY TUTULMASI KAPADOKYADAN NET İZLENDİ

SON 11 yılın en uzun süreli ay tutulması, peribacaları ile ünlü Kapadokya bölgesinde de çok net bir şekilde izlendi.

Tutulmanın başladığı saat 22.05’den itibaren, peribacalarının yoğun olduğu bölgelerde yerli ve yabancı turistler,tam ay tutulmasını ilgi ile izledi. Son olarak 2000 yılı Temmuz ayından bu yana izlenebilen en uzun süreli ay tutulması sırasında güneşten yansıyan ışınların, dünya atmosferinden geçerken kırılmaya uğraması nedeniyle ay bir süre bakır, ardından kırmızının değişik tonlarına büründü. Kapadokya bölgesindeki fotoğraf meraklılarının yanı sıra, tatilciler ve turistler de ay tutulmasını izledi. Kapadokya’daki turistler, fotoğraf makinelerinin yanı sıra kameraları ile bu anı görüntülemeye çalıştı. Yaklaşık 1 saat 40 dakika ile devam eden gökyüzündeki görsel şölen, objektiflere yansıtıldı.

Ay dev bir disko topu olacak..

Bir Japon şirketi Ay’ı güneş panelleriyle kaplı dev bir disko topuna çevirmeyi planlıyor.

 

Kulağa bilimkurgu filmlerini andıran bir senaryo gibi gelse de Japonlar gerçekten ‘çılgın’ bir projeye imza atmaya hazırlanıyor. Shimizu adlı şirket Ay yüzeyini güneş panelleriyle kaplayarak dünyadaki tüm enerji ihtiyacını bu şekilde karşılamayı öneriyor.

Daily Mail’in haberine göre, yerleştirilen güneş panellerinin bakımının robotlar tarafından yapılması düşünülen projede enerjiyi lazer veya mikrodalga yoluyla Dünya’daki istasyonlara taşıyarak 13 bin teravatlık sürekli bir kaynak yaratılması hedefleniyor.

Şu ana kadar kurulması planlanan en büyük altyapı sisteminde Ay’ın aydınlık yüzünde 6800 mil uzunluğunda ve 248 mil genişliğinde bir bant yer alacak. Yüzeyde de 12 mil genişliğinde antenler olacak.

Japonya, Mart ayında yaşanan deprem ve ardından yaşanan nükleer felaketlerin ardından alternatif enerji arayışına girmişti. Şimdilik projeye ne zaman başlanacağına ve ne kadar sürede bitirileceğine dair bir takvim açıklanmadı.

 

Anneler Günü İçin Burçlara Göre Hediye Seçenekleri

Koç Burcu
(21 Mart – 20 Nisan)
Coşkulu, sabırsız, neşeli, hiçbirşeyden yılmayan koç burcunun zevklerinin abartılı olduğunu bilmelisiniz.Canlı renkleri seven koç kadını için kırmızı bere, atkı, iç çamaşırı, şık bir şal ve eşarp, mutfak gereçleri hediye edebilirsiniz. Ayrıca bakımlı koç kadınına epilasyon aleti, renkli taşları olan kolye, yüzük, saç şekillendirme seti, manikür seti de uygun armağan alternatifleridir

Boğa Burcu
(21 Nisan – 21 Mayıs )
Huzurlu, sakin, alışkanlıklarına bağlı boğaları memnun etmek zordur. Hediye almakta zorlanılacak burçlardan biri oldukları için hediye çeki uygun bir alternatiftir. Yemek yemeyi sevdiklerinden yemek sepeti, kaliteli bir kutu çikolata her iki cinsi de çok mutlu edecektir.
Dış görünüşlerine önem veren boğa kadınları için ipek eşarp, şal, vücut yağları, güzellik sabunu ve kremleri, parfüm, tek taş yüzük tercih edilebilir.

İkizler Burcu
(22 Mayıs – 21 Haziran)
Meraklı, değişken ruhlu, zeki, sosyal ilişkileri kuvvetli, her türlü yeniliğe açık olan ikizlere hediye almakta zorlanmayacaksınız.
Sosyal ilişkileri kuvvetli ikizler kadınına kitaplar; ışıltılı kişiliğini ortaya çıkaracak ilgi çekici bir tişört, cep telefonu, minyatürler, orjinal küpe ve kolye, okumayı çok sevdikleri için bilimsel, biyografi tarzındaki kitaplar;

Devamını Oku… »

FBI raporunda ‘uzaylılar’

FBI’ın hazırladığı raporda, 60 yıl önce ABD’ye bir uçan daire düştüğü ve üç cesedin bulunduğu ileri sürüldü.

Federal Araştırma Bürosu (FBI), yaklaşık 60 yıl önce ABD’ye düştüğü iddia edilen bir uzay mekiği hakkında hazırlanan özel raporunu yayınladı.

Raporda, gizli ajan Guy Hottel’in UFO notları da yer aldı. Hottel, Hava Kuvvetleri’nden bir müfettişin uzaydan gelen üç uçan dairenin ABD’nin New Mexico eyaletine iniş yaptığını aktardığını yazdı.

Uçan çisimlerde üç çeset bulunduğu iddia edilen raporda, şu ifadeler yer aldı: “Her araçta insan vücuduna benzer üç ceset bulduk. Bulunanlar 90 santimetre boyunda ve metalik kıyafetler giyiyor. Her birinin vücudu pilotların giydiği kıyafetlere benzer bandajlarla kaplı.”

1947 yılında New Mexico’nun Roswell Kasabası’na uçan daire düştüğü iddiaları ortaya atılmıştı. Ancak yetkililer cismin “meteoroloji balonu” olduğunu açıklamıştı.

Galaksi’de Benzeri Görülmemiş Patlama

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Dünya’dan 3,8 milyar ışık yılı mesafedeki bir galakside, daha önce benzeri görülmemiş güçte bir gama ışını patlaması görüntüledi.

NASA’nın Swift uydusunun 28 Mart’ta Ejderha takımyıldızında tespit ettiği gama ışını patlaması, Hubble Uzay Teleskopu ve Chandra X-ray gözlemevi tarafından da günlerdir izlenebiliyor. Benzer patlamalar, bugüne kadar en fazla 2 saat gözlemlenebiliyordu.
NASA’ya bağlı Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nin verilerine göre, GRB 110328A adı verilen patlamanın kaynağından yüksek enerjili radyasyon çıkışı zayıflayarak sürüyor. Patlamanın, süper kütleli bir karadeliğe çok yaklaşarak parçalanan bir yıldızdan kaynaklandığı düşünülüyor. Hubble Uzay Teleskopu, galaksinin merkezinin ilerleyen günlerde giderek parlaklaşıp parlaklaşmadığını izleyecek. NASA’nın bildirisiyle yeryüzündeki onlarca gözlemevinin de GRB 110328A’yı takip etmeye başladığı öğrenildi.
ABD’nin Baltimore kentindeki Uzay Teleskop Bilim Enstitüsü’nden Andrew Frucher, daha önce kendi galaksimizde de benzer gama ışını patlamalarını keşfettiklerini belirterek, “Ancak bunlar şu an belirlediğimizden binlerce milyon kez daha zayıf güçte. Ejderha takımyıldızındaki gerçekten olağanüstü ve sıradışı” dedi. Goddard Uzay Uçuş Merkezi’ndeki astronomlar da, önümüzdeki günlerde Hubble’dan gelecek veriler ışığında patlamanın gizemini çözebileceklerini kaydetti.
Bilim adamları, gezegenimize yakın bir yerde meydana gelebilecek bir gama ışını patlamasının, Dünya’da kitlesel yok olmaya sebep olabileceğini ve yaşama ciddi anlamda zarar verebileceğini belirtiyor.

Mars Neden Kırmızı

Mars’ın neden kırmızı olduğunu hiç düşündünüz mü? İşte Dünyayı da ilgilendiren sarsıcı teori…

Biz bildik bileli Mars kırmızı bir gezegen, hatta bu adıyla filmlere ve kitaplara konu olmuşluğu da var. Peki ama Mars’ın neden kırmızı olduğunu hiç düşündünüz mü? Dr. John Brandeanberg’ün ortaya attığı bir teori özellikle bugünlerde gündeme bomba gibi düşebilir.
Brandeanberg’ün teorisine göre, Mars her zaman kırmızı değildi ancak yaşanmış büyük bir nükleer patlama Mars’taki her şeyi kuru kuma dönüştürmüş olabilir. Mars’ın üzerindeki ince tabakanın radyoaktif elementler uranyum, toryum ve radyoaktif potasyumdan oluştuğuna dikkat çeken doktor, tahmini olarak bir milyon megaton hidrojen bombasına eşit olabilen patlamanın radyoaktivitenin çok görüldüğü Mare Acidalium bölgesinde olabileceğine dikkat çekiyor. Bu büyük radyoaktivite gezegenin neden kırmızı gözüktüğünü de açıklayabilir.
Dr. Brandenburg aynı olayın kendi gezegenimizde de yaşanabileceğini söylüyor.

Türk Gökbilimcinin Müthiş Keşfi

Türk gökbilimci Mükremin Kılıç ve beraberindeki bilim adamları, uzayda eşine az rastlanan bir olayı tespit etti.

ABD’nin Boston kentindeki Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi (CFA)’da çalışan Türk gökbilimci Mükremin Kılıç ve beraberindeki bilim adamları, uzayda eşine az rastlanan bir olayı tespit etti. İki beyaz cücenin (ölmekte olan yıldız) birleşerek yeni bir yıldızı doğurmaya başladığı ortaya çıktı.
Kılıç’ın önderliğindeki CfA ekibinin yayınladığı bulgulara göre, ‘SDSS J010657.39 – 100003.3′ adı verilen ikili yıldız sistemi, Dünya’dan yaklaşık 7 bin 800 ışık yılı uzaklıktaki Balina takımyıldızında yer alıyor. Birbirleri etrafındaki dönüşlerini 39 dakikada tamamlayan iki beyaz cüce, 37 milyon yıl içerisinde çarpışıp birleşecek ve yeni bir yıldızı oluşturacak. Beyaz cücelerin arasındaki uzaklık 225 bin kilometreden fazla, yani Dünya ve Ay arasındaki mesafeden biraz daha az. İki yıldız, saatte yaklaşık 1,6 milyon kilometre hızla birbirleri etrafında dönüyor. Beyaz cücelerden biri Güneş’in yüzde 17′si, diğeri ise yüzde 43′ü ağırlığında.
Astronomlar, ikisinin de helyumdan oluştuğunu düşünüyor. Keşif, ABD’nin Arizona eyaletinde bulunan Hopkins Dağı’ndaki MMT Gözlemevi’nde gerçekleştirildi. Konu hakkında bilgi veren Mükremin Kılıç, “Bu yıldızlar ömürlerini tamamlamış durumda. Birleştiklerinde yeniden doğacaklar ve ikinci bir yaşama başlayacaklar” dedi.
Kılıç ve ekibi, daha önce 200 milyardan fazla yıldızın bulunduğu Samanyolu galaksisinde çok sayıda beyaz cüce sistemi bulmuştu. Ancak ilk kez iki ölü yıldızın birleşme sürecinin gözlendiği belirtiliyor. Yıldızlar, nükleer yakıtlarını tükettikten sonra önce ‘kırmızı dev’e dönüşüyor. Bu aşamada çok genişleyen yıldız, daha sonra içe doğru çökmeye başlıyor. Çekirdeğin etrafındaki helyum iyice sıkıştıktan sonra büyük bir patlama meydana geliyor. Dış katmanları uzaya dağılan yıldızdan geriye kalanlara beyaz cüce deniliyor. Bilim adamları, Güneş’in de yaklaşık 6 milyar yıl içinde bir beyaz cüceye dönüşeceğini öngörüyor

Parlamasının Sırrı Çözüldü

Bir yıl önce su bulmak için Dünya’nın uydusu Ay’ı vuran Nasa elde ettikleri sonuçları açıkladı.
GEÇEN yıl NASA tarafından gönderilip deney için Ay yüzeyine düşürülen LCROSS adlı uzay aracı, Dünya’nın tek uydusu ile ilgili şaşırtıcı gerçekler ortaya çıkardı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesinin (NASA) geçen yıl su bulmak için Ay’ı vurma denemesinde kullanılan roketin, yüzlerce kilo su, gümüş, civa ve diğer şaşırtıcı kimyasalları açığa çıkardığı bildirildi.
Science dergisinde yayımlanan birkaç haberde, denemede, buz şeklinde büyük miktarda su, karbonmonoksit, amonyak ve gümüşümsü metaller dahil olmak üzere bazı şaşırtıcı bulguların açığa çıktığı belirtildi.

Bilim adamlarına göre, Ay’ın geceleri “gümüş gibi” görünmesinin de nedeni bu. Uzmanlar, Ay’a gümüş madenleri açmanın söz konusu olmadığını, mevcut gümüşün çok küçük oranlarda ve dağınık olduğunu, ancak Ay yüzeyinin parlamasını sağlayabildiğini açıkladı.

Soyuz uzay aracı fırlatıldı

Rusya, Uluslararası Uzay İstasyonu’na (ISS) gidecek olan Soyuz uzay aracını, Orta Asya ülkelerinden Kazakistan’da bulunan Baykonur üssünden uzaya fırlattı.

Kontrol merkezinden yapılan açıklamaya göre, 2 Rus astronot Alexandre Samokoutiaev ve Andrei Borisenko ile Amerikalı astronot Ronald Garan’ı taşıyan kapsül, normal bir şekilde yoluna devam ediyor.
Üzerinde uzaya çıkan ilk insan olan Rus kozmonot Yuri Gagarin’in bir portresi resmedilmiş olan Soyuz TMA-21 uzay aracının, planlandığı gibi TSİ 01.18′de uzaya fırlatıldığı ve 9 dakika sonra yörüngesine girdiği bildirildi.
Soyuz TMA-21′le uzaya gönderilen iki kozmonot ve bir astronot, 2 günlük bir yolculuktan sonra geçen Aralık ayından bu yana istasyonda bulunan Rus Dmitry Kondratyev, Amerikan Catherine Coleman ve İtalyan Paolo Nespoli’ye katılacak.
Soyuz uzay aracının bugünkü yolculuğu, Gagarin’in 1961′deki ilk uzay yolculuğun 50. yıldönümü anısına gerçekleştiriliyor.
Uçuş aynı zamanda, ABD’nin bundan 20 yıl sonra uzaya ilk uzay mekiğini göndermesinin yıldönümüne de denk geliyor.

Uzaya yolculuk başlıyor

Los Angeles’ın kuzeyinde Kaliforniya çöllerinde, mühendisler hummalı bir çalışma içerisinde.

Amaç, uzaya turistik yolculuk yapmanın milyonlarca dolarlık bir hayal olmaktan çıkması. Virgin havayollarının uzaya aynı anda 6 yolcu taşıyabilecek Virgin Galactic isimli uzay gemisi yapım aşamasında. Tamamlandığında, uzaya yolculuğun maliyetinin çok daha az olacağı hesap ediliyor. Virgin Galactic uzay gemisi, bej alelade bir hangarda duruyor. Virgin Havayolları, uzay gemisinin birkaç sene içinde müşterileri uzaya götürmeye hazır hale geleceğini düşünüyor. Geminin neredeyse tam altındaki küçük bir delikten tırmandıktan sonra, daha yapılacak çok iş olduğunu görüyorum. Duvarlar çıplak, kablolar dışarıda ve henüz koltuk konmamış. Ancak her bir yolculuğa katılacak altı kişinin nasıl bir deneyim yaşacağını hissediyor insan. Geminin gövdesi boyunca yerleştirilmiş pencerelerin kimi yanlarda, kimiyse tavanda. Yolcular bu pencerelerden mavi gökyüzünün önce mora, daha sonra ise uzayın siyahına dönüşmesini izleyecek. Motorun gürültüsü ve uzay gemisini saran atmosferin sesi kaybolacak.Sessizlik çöktüğünde ve dışarıdaki karanlığı gördüklerinde, yolcular artık uzayda olduklarını anlayacaklar. Ve işte o andan itibaren, atmosferin olmadığı ortamda, beş dakika geçirecekler. Sorunları öngörebilmek
Geminin pilotlarından Pete Siebold, “Test uçuşu programında olduğumuz için, karşı karşıya olduğumuz en büyük zorluk geminin uçması değil, neyin ters gidebileceğini önceden tahmin edebilmek” diyor. Pilotların seyahatı New Mexico’da, henüz inşası bitmeyen dünyanın ilk ticari uzay limanında başlayacak. Pilotlar, uzay gemisinde yerlerini almadan önce bu terminalde üç gün eğitim görecekler. Yolculuk ise iki aşamadan oluşacak. Önce bir uçak, uzay gemisini 15 kilometre irtifaya çıkaracak ve ardından boşluğa bırakacak. Uzay gemisi, motorunu ateşleyecek ve bir dakikadan kısa süre içinde saatte 4000 kilometre hıza erişecek. Virgin Galactic, henüz test uçuşu için bile uzaya gitmiş değil ancak gittikçe daha yüksek irtifada test ediliyor. Biletler şimdiden ayrıldı
Virgin Havayolları, uzaya yapılacak uçuşların yolcu başı üreteceği karbonun okyanus aşırı uçuşlarınkinden daha az olacağını söylüyor. Ancak gene de, söz konusu olan çok kısa bir yolculuk için çok fazla enerji kullanılacak olması. Yakıt tüketimini düşüren bir etmen ise, geminin tümüyle karbon bileşenlerinden yapılmış olması. Gemiyi inşa eden Scaled Composites firmasından Matt Stinemetze, “Amacımız insanları tekrar tekrar uzaya götürebilmek” diyor. Stinemetze, “İlk iki sene için hedef, binlerce kişinin uzaya götürülmesi. Yirmi sene içinde, herkes uzaya gitmiş birini tanıyor olacak” diyor. Gemi uzaydan dönerken kanatlarını kapayarak yarattığı dirençle yolculuğunu sarsılmadan tamamlayacak. Virgin Havayollarıyla rekabet eden bir firma şimdilik yok. Ancak girişim başarılı olursa, yatırımcıların rakip projelere para aktarması bekleniyor. Neden mi? Çünkü bedeli 200 bin doların üzerinde olan biletlerden şimdiden 400′den fazla adet ayrılmış durumda.

 

 

En eski ve en uzak galaksi keşfedildi

Hubble uzay teleskobuyla, Bing Bang’den sadece 480 milyon yıl sonra, evrenin çocukluğunda varolan rekor uzaklıkta bir galaksi gözlendi.
Gözlemi yapan California Üniversitesi’nden yayınlanan açıklamada, Hubble tarafından gökadanın kızılötesi cihazla tespit edilen ışının 13,2 milyar yıl önce yola çıktığı belirtilerek, gökadanın evrenin şu anki yaşının sadece yüzde 4′ü kadarken varolduğu, şimdiye kadar gözlenen en eski ve en uzak galaksi olduğu kaydedildi.
Araştırmayı yapan bilimadamları Rychard Bouwens ve Garth Illingworth, uzayda uzağa bakmanın, geçmişe gitmek anlamına geldiğinin altını çizerek, “Bu gözlemde, ilk galaksilerin, Big Bang’dan 200 ila 300 milyon yıl sonra oluşmuş gökadalar dönemine kadar gittik” dediler.
Teleskopların yakaladığı 13 milyar yıldan uzun süre saniyede 300 bin km hızla yol alan ve ilk nesil gökadaların yaydığı morötesi ışınların, evrenin çocukluğu ve gençliği konusunda kendilerine bilgi verdiğini belirten araştırmacılar, evrenin genişlemesiyle galaksilerin birbirlerinden uzaklaştıklarını ve yaydıkları ışın ve dalga boyu sayesinde bulundukları yerin hesaplanabildiğini kaydettiler.
Evrende daha uzak yerlerin sırlarını ortaya çıkarmak için astronomların 2014′te fırlatılması öngörülen James Webb uzay teleskobunu beklemeleri gerekiyor.

Merkür gezegeninin ilk fotoğrafları

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Ajansı, NASA’ya ait Messenger uzay aracı, 29 Mart günü TSİ 11.20 sularından Merkür’ün yörüngesinden ilk fotoğrafları çekti.
Messenger’in Dünya’ya gönderdiği ilk fotoğrafta, Merkür’n güneyinde dev bir kraterin bulunduğu, ıssız, gri bir bölge görünüyor.
Merkür’den gönderilen ilk fotoğraflar, John Hopkins Üniversitesi’nin internet sitesinde yayımlandı.
Messenger uzay aracı tarafından çekilerek Dünya’ya gönderilen 363 fotoğraf, uzay aracının Merkür’ün etrafında yaptığı 6 saatlik dönüşü esnasında çekildi.
6 buçuk yıl önce fırlatılan Messenger uzay aracı, ancak 17 Mart 2011 tarihinde Merkür’ün yörüngesine ulaşabilmişti.
446 milyon dolara mal olan araç en az bir yıl Merkür’ün yörüngesinde kalacak.
Görevi süresince, Messenger’ın Dünya’ya 750 bin fotoğraf göndermesi bekleniyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ID:- 1359Blog Adı:- Günlük Süt
Pagerank:- N/A Çiftliğimden Süt %100 Doğal %100 Katkısız Günlük Sütünüz… çocuk ve kadın ... Çocuğunuza güvenle içirebileceğiniz katkısız doğal günlük süt. sütlaç uzun ömürlü sütlere göre tadı daha güzel olan süt. bunun piyasasına ilk olarak  süt hakimmiş fakat möö süt kutu süt satmaya başlayınca işleri daha  iyi olduğunu gördük. GÜNLÜK SÜTÜN ÖZELLİKLERİ. “Taze” sütler modern çiftliklerden toplanır. Her Sabah Özenle Sağılan İnek ve Keçilerimizin Taze Doğal Sütleri Evinize Teslim Katkısız ve doğal çiğ süt kapınıza kadar geliyor. %100 katkısız, doğal ve günlük çiğ sütü kapınıza getiriyoruz. Sütlerimizi kargo ile değil, soğutuculu dağıtım
Açıklama:- Günlük Doğal Çiftlik Sütü Evinize teslim. Samsun 'da kapınıza teslim. Kapıya teslimat taze köy sütü için bizi arayın. Alosüt hattı:0533 593 1615. Arayın çiftlikten sofranıza taze yoğurt tereyağ süt gelsin. Kategori:- çelik kasaYemek Ekleyen:- osman
Ekleme Tarihi:- December 07, 2016 11:28:58 AM Hitleri:- 0 RSS:- http://www.moosut.com/feed/ Gönderileri: süt yoğurt - blog linkleri - kasa