boş

Arşiv aramaları için konu başlığı ‘Spor’

4+4+4 Eğitim modeli teklifinde kritik değişiklikler yapıldı

AKP’nin zorunlu eğitimi kademelendirerek 12 yıla çıkartan ve kesintisiz eğitime son veren teklifi alt komisyonda yenilendi.

Teklifin son metnine göre kız çocuklarının eğitim dışı kalacağı eleştirilerine neden olan ilk kademe sonrası açıköğretim imkanı ikinci kademe sonrası için düzenlendi. Okula başlama yaşı bir yaş geriye çekilirken çıraklık yaşını 14’ten 11’e düşüren düzenlemeden vazgeçildi. İkinci kademede dini dersler gibi öğrencilere istedikleri yönde seçmeli ders imkanı sunulurken zorunlu ortaöğretim uygulamasının da önümüzdeki eğitim yılında başlamasına karar verildi.

AKP Grup Başkanvekillerinin ortam imzasıyla getirilen 4+4+4 yeni eğitim modeli teklifinin Milli Eğitim, Sağlık, Gençlik ve Spor Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyon çalışmaları tamamlandı. Komisyonun kabul ettiği teklifin son şeklinde yapılan önemli değişiklikler şöyle oldu:

-AÇIKÖĞRETİM İKİNCİ KADEMEDEN SONRA BAŞLAYACAK-
Teklifin ilk halinde ilk 4 yıllık kademenin ardından öğrencilere açık öğretime devam imkanı veriliyordu. Bu düzenleme özellikle kız çocuklarının örgün eğitim dışında kalacağı eleştirilerine neden olunca açıköğretime gitme imkanı ikinci kademeden sonrası için düzenlendi. Öğrenciler 4+4’ten sonra eğitimlerine açıköğretim imkanlarıyla devam edebilecek.

-OKULA BAŞLAMA YAŞI BİR YIL AŞAĞI ÇEKİLDİ-
Teklifte en sürpriz düzenlemelerden biri okula başlama yaşı ile ilgili oldu. İlköğretime başlama yaşı 6’dan 5’e çekildi. Bu düzenleme teklifte şöyle yer aldı: “Mecburi ilköğretim çağı 6-13 yaş grubundaki çocukları kapsar. Bu çağ, çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın Eylül ayı sonunda başlar, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda biter. Teklif ilk getirildiğinde okul öncesinin de zorunlu eğitime katılması gerektiği tartışmalarına neden olmuştu. Okul yaşı aşağı çekilerek fiili olarak okul öncesi de zorunlu eğitime eklenmiş oldu.

CHP’li Serter bu düzenlemenin ortaöğretimin de bir yıl öne çekilmesi anlamına geldiğini belirterek şerh koydu. MHP’li Yeniçeri ise uygun buldu. Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik yaşın öne çekilmesinin 1 yıl değil 9 ay olduğunu, okula başlama yaşının da 194 ülkenin 111’inde bu yönde olduğunu belirterek teklifteki değişikliğe destek verdi.

-İKİNCİ KADEMEYE SEÇMELİ DERSLER GELİYOR-
Alt komisyonda son şekli verilen teklifte yönlendirme Devamını Oku… »

Bilsem Samsun’da kalırdım

Spor Toto Süper Lig ekiplerinden Ankaragücü’nün genç futbolcusu Turgut Doğan Şahin, “Samsunspor’un Süper Lig’e çıkacağını bilsem takımda kalırdım” dedi.

Geçen yıl Samsunspor’dan Ankaragücü’ne transfer olan Turgut Doğan Şahin, Türkiye Futbol Federasyonunun yayın organı “Tam Saha Dergisi”ne verdiği röportajda, başkente transferini değerlendirdi.

Sözleşmesinin devam etmesine karşın, performansından dolayı daha üst ligdeki bir takıma gitmeyi istediğini belirten Şahin, şu görüşleri dile getirdi:

“Samsunspor’un da o dönem oldukça fazla borcu bulunuyordu. Bu nedenle beni gözden çıkarmışlardı. Herhangi bir tercihim yoktu ve yönetimin maddi açıdan anlaştığı bir kulübe gidecektim. O takım da en çok bonservis bedelini veren Ankaragücü oldu. Yani transfer gerçekleşene kadar ben Ankaragücü’yle temas kurmadım. Ama Samsunspor’un SporToto Süper Lig’e yükseleceğini bilsem, ben de takımda kalmak ve bu başarının bir parçası olmak isterdim.”

“Bank Asya 1. Lig’le Spor Toto Süper Lig’in arasında ciddi bir kalite ve zorluk farkı olduğunu düşünüyorum” diyen Şahin, şu ifadeleri kullandı:

“Bunu bu sezon Süper Lig’de mücadele etmeye başlayınca anladım. İlk sezonumda uyum sorunu yaşadım açıkçası. Sakatlığımdan ötürü sezon başı kampında bulunamam da bunda etkili oldu. Ancak gelecek sezon bu sorunu aşıp daha etkili olacağımı düşünüyorum. Bu sezon benim için bir acemilik dönemiydi.”

Şahin, hücum hattında oynayan Fatih Tekke’yi çok beğendiğine değinerek, “Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında onunla aynı takımda oynama fırsatım da oldu. Bu benim için çok büyük bir mutluluk kaynağıydı ve aynı zamanda da bir şanstı. Özellikle onun son vuruşlarını örnek almaya çalışıyorum. Dünya futboluna baktığımızda ise en beğendiğim forvet olarak Zlatan Ibrahimovic’i söyleyebilirim” dedi.
İspanya liglerinde tekniğin daha önemli olduğuna dile getiren Şahin, şunları kaydetti:

“En çok İspanya’da oynamak isterim. Çünkü Süper Lig, forvet oyuncularını fiziksel açıdan oldukça yıpratan bir lig. Ben de çok mücadeleye dayalı oyunu sevmiyorum açıkçası. O yüzden asla İngiltere’de oynamak istemem mesela. Hiç o kadar mücadeleye giremem yani. İspanya’da forvetler kendilerine daha fazla boş alan bulabiliyor. Orada teknik daha önemli.”

İşte incelemeye takılan o iki maç

Futbol dünyasını sarsan operasyonda Fenerbahçe’nin 28. haftada oynadığı Eskişehirspor maçı ve son hafta şampiyonluğunu ilan ettiği Sivasspor maçı incelemeye alındı.

28. haftada oynanan Eskişehirspor maçını Fenerbahçe 3-1’lik üstünlükle kapatmıştı. Karşılaşmada, Fenerbahçe’ye transfer olan ve operasyonda gözaltına alınan Sezer Öztürk 46. dakikada oyundan çıkarılmış, Ümit Karan ise 62. dakikada oyuna dahil olmuştu. Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri Mamadou Niang, Caner Erkin ve Semih Şentürk kaydetmişti. Ev sahibi takımın tek golü ise Batuhan Karadeniz’den gelmişti.

KRİTİK SİVASSPOR MAÇI

 

Sivasspor maçı, Süper Lig’de şampiyonluk düğümünün çözüleceği son haftayaTrabzonspor ile puan puana giren Fenerbahçe’nin en kritik maçıydı.

Fenerbahçe mücadele iki kez öne geçmesine rağmen kırmızı beyazlı ekip beraberliği sağlamıştı. Ancak Fenerbahçe daha sonrasında bulduğu iki golle şampiyonluğunu ilan etmişti.

 

Maç sonrasında Fenerbahçe’nin şampiyonluğuyla beraber en çok tartışılan konulardan biri ise şike soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerden  Sivasspor kalecisi Korcan Çelikay’ın yediği hatalı goldü.

 

 

Spor

Spor, belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler. Önceleri spor kavramı, boş zamanlan değerlendirmeye yönelik balıkçılık, avcılık ve
atıcılık gibi açık hava etkinliklerini, belirlenmiş kurallara göre bireyler ya da takımlar arasında yapılan düzenli atletik yarışmalardan ayırmak için kullanılırdı.
Sporun ne zaman başladığını belirlemek olanaksızdır. Çocukların kendiliğinden yarışmadıkları ya da güreşmedikleri bir oyun bulmak zordur. Ama yetişkinler arasında, fiziksel yarışmaya dayanan ve kendi başına bir amaç taşıyan karşılaşmaların ortaya çıkışı sporun başlangıcı olarak kabul edilebilir. Tarihöncesinde avcıların avlanmaya, bir spor olarak bakıp bakmadıkları bilinmemektedir. Ancak antik toplumlarda avcılık becerisinin bir soyluluk ölçüsü sayıldığı kesindir.
Arkeolojik bulgular eskiden
Çin’, de top oyununun yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Ama bunlar da bir spor karşılaşmasından çok bir eğlence ve beden eğitimi niteliğindedir.
Spor
Eski Mısır’da oldukça yaygındı.
Firavunlar avda yeteneklerini göstermeye çalışır, güçlerini sınadıkları ok atma gösterileri yaparlardı. Ayrıca
zıplama, güreş, top oyunları ve sopa dövüşleri de ilgi gören sporlardı.
Girit’te genç kız ve erkekler akrobatik yeteneklerini boğalara karşı sınarlardı. Bunun bir spor mu, yoksa dinsel bir tören mi olduğu açıklık kazanmamıştır. Sporun modern toplumdan önce en belirgin olarak ortaya çıktığı yer ise
Yunanistan’dır.
Homeros’un
İlyada’sının 23. kitabında Patroklos’ un ölümü üzerine cenaze oyunları biçiminde yapılan sporlardan söz edilir.
Odysseia’da anlatılan oyunlar ise sportif amaçlar taşıyan dindışı karşılaşmalardır.
Eski Yunan kültürü hem dinsel, hem de dindışı sporları içerir.
Sporla dinsel törenlerin birleştiği en ünlü düzenleme, İÖ 776′da yapıldığı saptanan, ama çok daha önce başladığı sanılan
Olimpiyat Oyunlarıdır.
Zeus onuruna
Olympia’da düzenlenen bu oyunlardan başka
Apollon adına
Delphoi’de ve ayrıca
Korinthos ile
Nemeia’da da oyunlar düzenleniyordu. Bu dört düzenlemeye periodos denirdi. Bu yarışmalarda başarılı olan atletler şiirlere konu olur, heykelleri dikilir ve maddi olarak ödüllendirilirdi. Her kentin, gymnos adı verilen çıplak atletlerin çalıştığı bir gymnasion’u vardı. Militarist Sparta dışında Yunanlı kadınlar Olimpiyat Oyunlaeı’na katılamaz, Demeter’in rahibeleri dışında izleyici olarak da bulunamazlardı. İS
2. yüzyıl gezgini Pausanias’ın yazdığı,
Hera adına düzenlenen kadın yarışlarının pek bir önemi yoktu.
Araba yarışlarının en tutulan spor olduğu Eski Roma ve
Bizans dönemlerinde spor daha çok savaşa hazırlıklı olma bağlamında ele alınıyordu.
Koşu ve disk atmadan çok
boks,
güreş,
mızrak atma sporlanna önem veriliyordu. Eski Yunan oyunlarına ilgi daha çok Hadrianus döneminde (İS
117-
138) başladı.
Roma’da Circus Maximus’ta yapılan araba yarışlan 250 bin kadar izleyici çekiyordu. Yunan stadyumlarından çeliştirilen circus 1992′de İspanya’nın Barselona kentinde yapılan Yaz Olimpiyatları’nın açılış töreni ya da hipodromlarda yapılan araba yarışlarında, ekipler “maviler”, “yeşiller” gibi takımlar oluşturur ve kazandıkları yarışların kayıtları bugünkü rekorlar gibi tutulurdu.
Gladyatör dövüşleri ise İÖ 264′te Etrüsk cenaze oyunlarından geliştirilmişti. Araba yarışlarının dörtte biri kadar izleyici çeken’ bu karşılaşmalar, insanın insanla dövüştüğü munera ve insanın hayvanla dövüştüğü venatioies olarak ikiye ayrılırdı. Özgür insanların da katıldığı dövüşlerde, Neron yönetimi sırasında İS 63′te kadınlar da yer almaya başladı. Gladyatör dövüşleri Hıristiyanların tepkisi üzerine İS 5. yüzyıl başlarında ortadan kalktı.
Ortaçağda spor daha az düzenli yapılıyordu. Panayırlar ve mevsimlik şenliklerde erkekler kayaları ya da tahıl çuvallarını kaldırma yarışmaları yapar, kadınlar ise koşardı. Köylülerin en gözde sporu bekâr erkeklerin evli erkeklerle ya da bir köyün başka bir köyle karşılaştığı ve her türlü hareketin serbest olduğu bir tür top oyunuydu.
Ortaçağın ve Rönesans’ın kentlileri ise ok atma yarışlarıyla eğlenirlerdi. Bu yarışları izleyen daha alt kesimden insanlar arasında koşu, sıçrama ve güreş karşılaşmalarına da rastlanırdı.
Soyluların gözde sporları, avcılığın yanı sıra şövalyelerin katıldığı turnuvalardı. Şövalyelerin at üzerinde kargılanyla rakiplerini devirmeye çalıştıktan bu turnuvalar aynı zamanda savaşma yeteneklerini gösterdikleri bir alandı. Kazananlar ödülün yanı sıra yeniklerden fidye alırdı. 12. ve 16. yüzyıllar arasında öteki dövüş biçimlerinin de uygulanmasıyla, bu turnuvalar oldukça kanlı bir biçim aldı.
Rönesans’la birlikte spor bütünüyle dindışı bir etkinlik oldu. Hümanistlerin sporu bir beden eğitimi aracı olarak görmeleri, yarışma yanını gölgeledi. 15. ve 16. yüzyıllarda, sporda uyumlu hareketler ve estetik öne çıktı. Atların yetiştirilmesinde hız ve dayanıklılıktan çok zarif hareketlere önem verilmeye başladı. Eskrim bile bir sanat biçimi olarak ele alındı. Floransa’da oynanan ve bugünkü futbola benzeyen calcio (tekme) oyuncuların zarif hareketleri açısından değerlendirildi.
Bugünkü biçimiyle spor ilk kez 17. yüzyılda, İngiltere’de görüldü. Restorasyon döneminde ve 18. yüzyılda kriket örgütlü biçimde yayıldı. Değişik güçteki sporcuların aynı yarışta yer almalarını engellemek için yaşa ve ağırlığa göre kategoriler oluşturuldu. Yaygınlaşan bir başka spor da 1867′de kuralları yeniden düzenlenen bokstu.
18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda çok farklı spor dalları gelişti; kuralları standartlaştırmak amacıyla birçok ulusal örgüt kuruldu. Gelişen kentler ve kent mahalleleri arasında rasgele yapılan karşılaşmaları düzene koymak için ligler oluşturuldu. İngiltere’de Futbol Birliği (FA) 1863′te kuruldu, bunu 1880′de Amatör Atletizm Birliği’nin (AAA) kuruluşu izledi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ise 1894′te kuruldu ve iki yıl sonra ilk modern Olimpiyat Oyunları yapıldı. Modern sporlar özellikle İngiltere ve ABD’den dünyaya yayıldı. Emperyalizm çağında ise Avrupa ülkeleri ve ABD, Afrika’nın ve Asya ülkelerinin bir bölümünün geleneksel sporlarını bastırarak buralara modern sporları soktular. Modern sporlara geçişin ardında kusursuzluğu arayan Sanayi Devrimi yatıyordu. En üst dereceye ulaşma tutkusu “rekor” kavramını ortaya çıkardı. Spor, 20. yüzyıl toplumunun temel değerleri olan laikliği, usçuluğu, uzmanlaşmayı, bürokrasiyi, ölçme ve derecelendirmeyi yansıtır oldu. Birçok düşünür ve toplumbilimci modern sporu sanayi kapitalizminin bir ürünü olarak kabul etti. Kapitalizm televizyon ve öteki iletişim araçlarını da kullanarak sporu pazarlanabilen bir mal haline getirdi. Boş zamanların artması da spor izleyicilerinin ve tüketicilerinin sayısının görülmemiş ölçüde çoğalmasına yol açtı.
Modern sporlar İngiltere’de ortaya çıkarken, modern beden eğitimi 18. yüzyıl sonuyla 19. yüzyıl başında Almanya’da ve İskandinav ülkelerinde gelişti. Ama jimnastik, bir yarışma biçimini alana değin uluslararası ilgi görmedi. Sporun ticarileşmesi karşısında amatörlük kavramı ortaya atıldı ve Olimpiyat Oyunları’na spordan gelir elde etmeyen amatör oyuncuların katılması kararlaştırıldı. Ama en iyi dereceye ulaşma çabası geniş bir yatırım ve yoğun bir çalışma gerektirdiğinden, başka bir işle uğraşmayıp büyük paralar kazanan “amatör” atletler ortaya çıktı. Amatörlük ve profesyonellik arasındaki ayrım 20. yüzyıl sonunda spor dünyasındaki en önemli tartışma konusuydu.

Spor, belirli ölçüde fiziksel güç ve beceri gerektiren yarışmalı ve eğlenceli etkinlikler. Önceleri spor kavramı, boş zamanlan değerlendirmeye yönelik balıkçılık, avcılık ve

atıcılık gibi açık hava etkinliklerini, belirlenmiş kurallara göre bireyler ya da takımlar arasında yapılan düzenli atletik yarışmalardan ayırmak için kullanılırdı.
Sporun ne zaman başladığını belirlemek olanaksızdır. Çocukların kendiliğinden yarışmadıkları ya da güreşmedikleri bir oyun bulmak zordur. Ama yetişkinler arasında, fiziksel yarışmaya dayanan ve kendi başına bir amaç taşıyan karşılaşmaların ortaya çıkışı sporun başlangıcı olarak kabul edilebilir. Tarihöncesinde avcıların avlanmaya, bir spor olarak bakıp bakmadıkları bilinmemektedir. Ancak antik toplumlarda avcılık becerisinin bir soyluluk ölçüsü sayıldığı kesindir.

Arkeolojik bulgular eskiden Çin’, de top oyununun yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. Ama bunlar da bir spor karşılaşmasından çok bir eğlence ve beden eğitimi niteliğindedir.
Spor Eski Mısır’da oldukça yaygındı.
Firavunlar avda yeteneklerini göstermeye çalışır, güçlerini sınadıkları ok atma gösterileri yaparlardı. Ayrıca zıplama, güreş, top oyunları ve sopa dövüşleri de ilgi gören sporlardı.

Girit’te genç kız ve erkekler akrobatik yeteneklerini boğalara karşı sınarlardı. Bunun bir spor mu, yoksa dinsel bir tören mi olduğu açıklık kazanmamıştır. Sporun modern toplumdan önce en belirgin olarak ortaya çıktığı yer ise Yunanistan’dır. Homeros’un İlyada’sının 23. kitabında Patroklos’ un ölümü üzerine cenaze oyunları biçiminde yapılan sporlardan söz edilir.Odysseia’da anlatılan oyunlar ise sportif amaçlar taşıyan dindışı karşılaşmalardır.

Eski Yunan kültürü hem dinsel, hem de dindışı sporları içerir.
Sporla dinsel törenlerin birleştiği en ünlü düzenleme, İÖ 776′da yapıldığı saptanan, ama çok daha önce başladığı sanılan

Olimpiyat Oyunlarıdır. Zeus onuruna Olympia’da düzenlenen bu oyunlardan başka Apollon adına Delphoi’de ve ayrıca Korinthos ile Nemeia’da da oyunlar düzenleniyordu. Bu dört düzenlemeye periodos denirdi. Bu yarışmalarda başarılı olan atletler şiirlere konu olur, heykelleri dikilir ve maddi olarak ödüllendirilirdi. Her kentin, gymnos adı verilen çıplak atletlerin çalıştığı bir gymnasion’u vardı. Militarist Sparta dışında Yunanlı kadınlar Olimpiyat Oyunlaeı’na katılamaz, Demeter’in rahibeleri dışında izleyici olarak da bulunamazlardı. İS 2. yüzyıl gezgini Pausanias’ın yazdığı, Hera adına düzenlenen kadın yarışlarının pek bir önemi yoktu.

Araba yarışlarının en tutulan spor olduğu Eski Roma ve Bizans dönemlerinde spor daha çok savaşa hazırlıklı olma bağlamında ele alınıyordu. Koşu ve disk atmadan çok boks, güreş,mızrak atma sporlanna önem veriliyordu. Eski Yunan oyunlarına ilgi daha çok Hadrianus döneminde (İS

117- 138) başladı.
Roma’da Circus Maximus’ta yapılan araba yarışlan 250 bin kadar izleyici çekiyordu. Yunan stadyumlarından çeliştirilen circus 1992′de İspanya’nın Barselona kentinde yapılan Yaz Olimpiyatları’nın açılış töreni ya da hipodromlarda yapılan araba yarışlarında, ekipler “maviler”, “yeşiller” gibi takımlar oluşturur ve kazandıkları yarışların kayıtları bugünkü rekorlar gibi tutulurdu.
Gladyatör dövüşleri ise İÖ 264′te Etrüsk cenaze oyunlarından geliştirilmişti. Araba yarışlarının dörtte biri kadar izleyici çeken’ bu karşılaşmalar, insanın insanla dövüştüğü munera ve insanın hayvanla dövüştüğü venatioies olarak ikiye ayrılırdı. Özgür insanların da katıldığı dövüşlerde, Neron yönetimi sırasında İS 63′te kadınlar da yer almaya başladı. Gladyatör dövüşleri Hıristiyanların tepkisi üzerine İS 5. yüzyıl başlarında ortadan kalktı.
Ortaçağda spor daha az düzenli yapılıyordu. Panayırlar ve mevsimlik şenliklerde erkekler kayaları ya da tahıl çuvallarını kaldırma yarışmaları yapar, kadınlar ise koşardı. Köylülerin en gözde sporu bekâr erkeklerin evli erkeklerle ya da bir köyün başka bir köyle karşılaştığı ve her türlü hareketin serbest olduğu bir tür top oyunuydu.
Ortaçağın ve Rönesans’ın kentlileri ise ok atma yarışlarıyla eğlenirlerdi. Bu yarışları izleyen daha alt kesimden insanlar arasında koşu, sıçrama ve güreş karşılaşmalarına da rastlanırdı.
Soyluların gözde sporları, avcılığın yanı sıra şövalyelerin katıldığı turnuvalardı. Şövalyelerin at üzerinde kargılanyla rakiplerini devirmeye çalıştıktan bu turnuvalar aynı zamanda savaşma yeteneklerini gösterdikleri bir alandı. Kazananlar ödülün yanı sıra yeniklerden fidye alırdı. 12. ve 16. yüzyıllar arasında öteki dövüş biçimlerinin de uygulanmasıyla, bu turnuvalar oldukça kanlı bir biçim aldı.
Rönesans’la birlikte spor bütünüyle dindışı bir etkinlik oldu. Hümanistlerin sporu bir beden eğitimi aracı olarak görmeleri, yarışma yanını gölgeledi. 15. ve 16. yüzyıllarda, sporda uyumlu hareketler ve estetik öne çıktı. Atların yetiştirilmesinde hız ve dayanıklılıktan çok zarif hareketlere önem verilmeye başladı. Eskrim bile bir sanat biçimi olarak ele alındı. Floransa’da oynanan ve bugünkü futbola benzeyen calcio (tekme) oyuncuların zarif hareketleri açısından değerlendirildi.
Bugünkü biçimiyle spor ilk kez 17. yüzyılda, İngiltere’de görüldü. Restorasyon döneminde ve 18. yüzyılda kriket örgütlü biçimde yayıldı. Değişik güçteki sporcuların aynı yarışta yer almalarını engellemek için yaşa ve ağırlığa göre kategoriler oluşturuldu. Yaygınlaşan bir başka spor da 1867′de kuralları yeniden düzenlenen bokstu.
18. yüzyıl ve 19. yüzyıllarda çok farklı spor dalları gelişti; kuralları standartlaştırmak amacıyla birçok ulusal örgüt kuruldu. Gelişen kentler ve kent mahalleleri arasında rasgele yapılan karşılaşmaları düzene koymak için ligler oluşturuldu. İngiltere’de Futbol Birliği (FA) 1863′te kuruldu, bunu 1880′de Amatör Atletizm Birliği’nin (AAA) kuruluşu izledi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ise 1894′te kuruldu ve iki yıl sonra ilk modern Olimpiyat Oyunları yapıldı. Modern sporlar özellikle İngiltere ve ABD’den dünyaya yayıldı. Emperyalizm çağında ise Avrupa ülkeleri ve ABD, Afrika’nın ve Asya ülkelerinin bir bölümünün geleneksel sporlarını bastırarak buralara modern sporları soktular. Modern sporlara geçişin ardında kusursuzluğu arayan Sanayi Devrimi yatıyordu. En üst dereceye ulaşma tutkusu “rekor” kavramını ortaya çıkardı. Spor, 20. yüzyıl toplumunun temel değerleri olan laikliği, usçuluğu, uzmanlaşmayı, bürokrasiyi, ölçme ve derecelendirmeyi yansıtır oldu. Birçok düşünür ve toplumbilimci modern sporu sanayi kapitalizminin bir ürünü olarak kabul etti. Kapitalizm televizyon ve öteki iletişim araçlarını da kullanarak sporu pazarlanabilen bir mal haline getirdi. Boş zamanların artması da spor izleyicilerinin ve tüketicilerinin sayısının görülmemiş ölçüde çoğalmasına yol açtı.
Modern sporlar İngiltere’de ortaya çıkarken, modern beden eğitimi 18. yüzyıl sonuyla 19. yüzyıl başında Almanya’da ve İskandinav ülkelerinde gelişti. Ama jimnastik, bir yarışma biçimini alana değin uluslararası ilgi görmedi. Sporun ticarileşmesi karşısında amatörlük kavramı ortaya atıldı ve Olimpiyat Oyunları’na spordan gelir elde etmeyen amatör oyuncuların katılması kararlaştırıldı. Ama en iyi dereceye ulaşma çabası geniş bir yatırım ve yoğun bir çalışma gerektirdiğinden, başka bir işle uğraşmayıp büyük paralar kazanan “amatör” atletler ortaya çıktı. Amatörlük ve profesyonellik arasındaki ayrım 20. yüzyıl sonunda spor dünyasındaki en önemli tartışma konusuydu.

ID:- 1359Blog Adı:- Günlük Süt
Pagerank:- N/A Çiftliğimden Süt %100 Doğal %100 Katkısız Günlük Sütünüz… çocuk ve kadın ... Çocuğunuza güvenle içirebileceğiniz katkısız doğal günlük süt. sütlaç uzun ömürlü sütlere göre tadı daha güzel olan süt. bunun piyasasına ilk olarak  süt hakimmiş fakat möö süt kutu süt satmaya başlayınca işleri daha  iyi olduğunu gördük. GÜNLÜK SÜTÜN ÖZELLİKLERİ. “Taze” sütler modern çiftliklerden toplanır. Her Sabah Özenle Sağılan İnek ve Keçilerimizin Taze Doğal Sütleri Evinize Teslim Katkısız ve doğal çiğ süt kapınıza kadar geliyor. %100 katkısız, doğal ve günlük çiğ sütü kapınıza getiriyoruz. Sütlerimizi kargo ile değil, soğutuculu dağıtım
Açıklama:- Günlük Doğal Çiftlik Sütü Evinize teslim. Samsun 'da kapınıza teslim. Kapıya teslimat taze köy sütü için bizi arayın. Alosüt hattı:0533 593 1615. Arayın çiftlikten sofranıza taze yoğurt tereyağ süt gelsin. Kategori:- çelik kasaYemek Ekleyen:- osman
Ekleme Tarihi:- December 07, 2016 11:28:58 AM Hitleri:- 0 RSS:- http://www.moosut.com/feed/ Gönderileri: süt yoğurt - blog linkleri - kasa